Latin Amerika uzmanı Metin Yeğin: Kıtada darbeler dönemi yeniden başladı- Meriç Şenyüz

“Bolivarcı Devrim’in sonuna kadar götürülememesi, Evo Morales’in sonunu hazırladı”.

21. yüzyılda Latin Amerika’yı sarsan Bolivarcı Devrim, kendisine ilham veren Simon Bolivar’ın memleketi, adını taşıyan Bolivya’da ağır bir darbe aldı. “Darbe aldı” sözü burada tam yerine oturuyor zira Hugo Chavez’le birlikte Bolivarcı Devrim’in iki önemli liderinden biri olan Evo Morales’in kitle gösterilerinin ardından Genelkurmay Başkanı’nın açıklamasıyla iktidarı bırakmak zorunda kalmasını, hem bölge ülkeleri hem de bölgeyi iyi bilen uzmanlar darbe olarak nitelendiriyor. Türkiye’de Latin Amerika’yı en iyi bilen isimlerden, Morales iktidarını da ilk günden itibaren takip eden gazeteci, yazar, belgeselci ve seyyah Metin Yeğin, Independent Türkçe’ye Bolivya’daki son krizi değerlendirdi.

Dünyanın neresinde bir toplumsal hareket olsa, orayı yerinden incelemesiyle tanınan Yeğin’i  Barcelona’da Katalonya eylemlerini takip ederken yakaladık. Yeğin’in ilk vurgusu; “Honduras’ta Manuel Zelaya’ya düzenlenen darbe, Venezuela’daki darbe girişimleri, Paraguay ve Brezilya’daki ‘sivil darbeler’ ve şimdi de Morales’e düzenlenen çok açık darbe, Latin Amerika’da darbeler döneminin yeniden başladığını gösteriyor” şeklinde oldu. “Bolivya’da eskiden neredeyse yılda iki darbe olurdu. Son 15 yıldır darbe olmuyordu, bunda Morales iktidarının rolü büyük. Ancak görünen o ki Latin Amerika için yeniden darbe mevsimi başladı” vurgusunda bulundu.
bolivya darbecileri (ekran görüntüsü).jpg
15 yıldır darbe görmeyen Bolivya, Genelkurmay Başkanı  Williams Kaliman’ın kuvvet komutanlarını da yanına alarak Morales’i istifaya çağıran “muhtıra”sıyla yeniden darbeler dönemine döndü (ekran görüntüsü)

Denizi olmayan deniz kuvvetleri olan bir ülke
Venezuela’yı da Chavez’in iktidara geldiği günlerden bu yana takip eden Yeğin’e, halef Nicolas Maduro’nun 5 yıla yakındır Amerikancı darbe girişimlerine karşı direnirken Morales’in 20 gün dayanamamasında ordu faktörünün etkisini soruyoruz. Yeğin iki hareket arasında orduyla ilişkiler anlamında kayda değer farklar olduğunu belirtiyor;

Hugo Chavez kendisi de bir askerdi ve Venezuela’da hareket önce bir sol darbe girişimiyle başladı. Sonrasında da ordu içinde çok ciddi bir Bolivarcı dönüşüm yaşandı. Hatta Maduro döneminde subaylara çeşitli ayrıcalıklar tanındı, devlette mevkiler verildi, petrol işletmeleri bile devredildi. Maduro böylece orduyu tuttu. Bolivya’da ise tam tersi, ordu, 13 yıl boyunca hep Bolivarcı iktidara karşı oldu. Bolivya çok ilginç bir ülke, ülkenin denize kıyısı yok ama Deniz Kuvvetleri var. Deniz Kuvvetleri’nin tek görevi darbe yapmak. Son dönemde polis de karşı tarafa geçti.

Silahı olmayan iktidar olamıyor
Bolivya’daki ‘Bolivarcı Devrim’ en başından beri silahtan ve ordudan yoksun bir sivil devrimdi. Bu hareketi bizzat yerinde yakından takip eden Yeğin, şu anektodu aktarıyor;

Topraksız köylüler hareketini takip ederken, köylülerden eski bir gerilla olan dönemin Kırsal Kalkınma ve Toprak Bakanı’nın onlara ‘toprak reformu olması için silahlanmanız ve ağalardan toprakları almanız gerekir’ dediğini aktarmıştı. Morales hükümeti toprak reformu için defalarca kanun çıkardı, anayasa değişikliklerine gitti, toprak reformu kampanyaları başlattı yine de toprak reformunu tamamlayamadı. Bu örnek hükümete gelmekle iktidar olmanın başka şeyler olduğunu gösteriyor. Morales gerçek anlamda iktidar olamadı.

“Morales geleneksel yerli lideriydi”
Yeğin, Morales’in ayırt edici özelliği olarak onun yerli kökenlerini gösteriyor. Aslında popülist bir lider olarak öne çıkan Morales’in daha sola kayması, onu sürekli dışarıdan sola doğru çeken kitleler sayesinde olmuş. “İlk başta mesela maden işçileri desteklemiyordu Morales’i. Başka bir örnek; doğalgazın satışına kökten karşı çıkmıyor, yüzde 100 satışına karşı çıkıyordu kısmi satışına onay veriyordu. Ama soldan gelen sokak baskısıyla bu noktalarda daha radikal tavırlar almaya başladı. Aslında kendisi geleneksel bir yerli lideri” diye tarif ediyor Metin Yeğin.

evo morales - metin yeğin.jpg
Morales’in ilk kez seçildiği gün Bolivya’da olan Yeğin, o günden beri süreci takip etti (kendi arşivi)

“Koka’dan iki zararlı şey yapılır”
Bir süre koka yetiştiricileriyle de yaşayan ve onların hayat şartlarını yerinde gözlemleme imkanı bulan Yeğin’e  “Morales’in sıkıştırılmasında ABD’nin ve yerli işbirlikçilerinin koka üretimine dair itirazlarının rolü var mı” diye sorduğumuzda şöyle yanıtlıyor Metin Yeğin:

Carlos Mesa da gelse koka işi sürecek bunun başka yolu yok. Kokayla kokain tamamen iki farklı şey. Morales, Birleşmiş Milletler’de yaptığı konuşmada; ‘bu koka bitkisidir, bundan iki zararlı şey yapılır; biri Coca-Cola diğeri de kokain. İkisini de ABD yapar bizimle ilgisi yok’ demişti. Ama tabii ki Morales’in koka yetiştiren yoksul köylülerle kurduğu ilişki iktidara gelmesinde önemli bir faktör. Morales’le bir söyleşimizde ‘Siz koka yetiştiriciliğinden geliyorsunuz’ diye sormuştum. Bana ‘koka yetiştiriciliğinden gelmiyorum hala koka yetiştiricisiyim’ demişti. Koka meselesi Morales iktidarının kritik özelliklerinden biriydi.

carlos mesa.jpg
Eski TV gazetecisi Carlos Mesa 2002-2003 ve 2003 – 2005 yıllarında iki dönem başkanlık yapmış ancak 2005’te Evo Morales karşısında mağlup olmuştu (EFE)

“Mesa ilk kez sağı birleştirdi”
Peki seçimden ikinci çıkan (Bolivya Yüksek Seçim Kurulu’nun açıkladığı resmi rakamlara göre Mesa, oyların yüzde 36,51’ini Morales ise 47,08’sini aldı. Morales’in seçimi ilk turda kazanabilmesi için ya yüzde 50’yi aşması ya da iki lider arasındaki puan farkının en az yüzde 10 olması gerekiyordu. Muhalefet, gerçek puan farkının yüzde 10’un altında olduğunu öne sürerek seçimde usülsüzlük yapıldığı iddiasında bulundu) ama bu “darbe”nin ardından iktidara gelmesi beklenen Carlos Mesa iktidarı elinde tutabilir mi sorusuna, “evet” yanıtını veriyor Yeğin:

Mesa, Morales’ten az oy aldı ama fark gerçekten de muhalefetin iddia ettiği gibi yüzde 10’un altında olabilir. Mesa’nın avantajı ilk defa sağın birleşik biçimde tek bir adayın arkasında toplanması oldu. Morales’in ittifakından ayrılanların bir kısmı da Mesa’ya destek verdi. Ne var ki yine de çoğunluk değiller. Ama böyle durumlarda çoğunluk şart değil. Honduras’ta cunta seçim düzenledi daha önce halkın yüzde 12’sinin desteğine sahip olan muhalefet lideri başkan oldu. Mesa da askerin, Amerika’nın ve Brezilya’nın desteğiyle iktidar olabilir.

 

metin yeğin madenci kırpılmış.jpg

Yeğin, Bolivyalı madencilerin düzenlediği maden işçileri uluslararası konferansta konuşmasını yaparken… Madenciler tüm madenlerin kamulaştırılmasını isterken Morales hükümeti kısmi kamulaştırmalarla sınırlı kalmıştı (kendi arşivi)

Peki Morales kendisini destekleyen bazı grup ve kişilerin desteğini nasıl kaybetti? Metin Yeğin’e göre bu nedenlerin bir kısmı Bolivya’nın yapısıyla bir kısmı da Morales iktidarının hatalarıyla ilgili;

Bolivya çok örgütlü bir ülke, bir kişiyle konuştuğunuzda cebinden dört farklı örgütün üyelik kartı çıkabilir. Dolayısıyla bu ülkede ittifakları sürdürmek kolay değil. Ayrıca Morales halka verdiği bazı sözleri de tutamadı. Monsanto’ya izin verdi, toprak reformunu tamamlayamadı, petrolü tamamen kamulaştırmadı vs. Bir de yolsuzluklar oldu. Belli bir süre iktidarda kalan tüm hükümetler gibi…  Yolsuzluk sistemin doğal sonucu. Kapitalist sistemde yolsuzluğu önlemek mümkün değil. Tabii bir önemli faktör de dünyada petrol ve doğalgaz fiyatlarında yaşanan düşüş. Bu petrol ihracatçısı Venezuela ve gaz ihracatçısı Bolivya’yı derinden etkiledi.

Morales tabii ki tekil bir bireyden ibaret değil. Sosyalizme Doğru Hareket (MAS) adlı bir örgütlenmenin de lideri. Morales’in darbe yoluyla tasfiyesinin ardından MAS’ın nasıl bir serüvenden geçeceği de merak edilenler arasında… MAS’ın içini de çok iyi bilen Metin Yeğin bu konuda iyimser değil:

“Bu tür hareketler lidere bağımlı ve lider gittiğinde hareket de bitiyor. Örneğin Honduras’ta Zelaya’nın eşini öne çıkarmaya çalıştılar tutmadı. Morales farklı eğilimlerin arkasında birleştiği bir figürdü yeniden böyle bir figür çıkarmak kolay değil. Muhtemelen Morales’i tutuklayacaklar hakkında bir kısmı uydurma bir kısmı gerçek temellere de sahip olabilecek bir sürü yolsuzluk davası açacaklar ve itibarsızlaştırmaya çalışacaklar. Lula’ya yaptıkları gibi… Bu arada MAS da bir çeşit fetret devrine girecektir.”

“Ya içindesindir çemberin ya dışında”
Metin Yeğin’e göre Latin Amerika’da “pembe dalga” da denen popülist sol hükümetlerin başarılı olamamasının nedeni devrimi sonuna kadar götürmemeleri.

Her radikal halk hareketi ilk rüzgarında ne yaparsa o oluyor. Yoksa ılımlı bir orta yol izlediğinizde en birleşik güç, finans kapital sonunda yıkıyor bu uzlaşmacı durumu… Yani bir şiir ile tanımlarsak ya içindesinizdir çemberin ya dışında…