LC Waikiki depo işçileri: Ücretli izin hakkımızı ısrarımızla aldık

“Gördüğümüz eksiklikleri basına yansıtmamız sonucu, ücretli izin hakkını ve yıllık izne çıkartılmış olan arkadaşlarımızın izin iadelerinin gerçekleşmesini sağladık.”

İstanbul’dan LC Waikiki depo işçileri anlatıyor:

Tüm dünyayı kasıp kavuran, hatta hepimizin içine korku salan bir salgınla hayatımıza devam etme çabasındayız. Bir yandan salgından korunma tedbirleri olarak kendi OHAL’imizi ilan etmemiz gerektiği söylenirken, diğer yandan patronların ‘İşe gel’ çağrısı ve ekonomik koşullarımızı, kiramızı, faturalarımızı, çocuklarımızın ihtiyaçlarını düşündüğümüzde işe gitmek zorunda kaldığımız günlerden geçiyoruz.

Koronavirüse dair Sağlık Bakanlığından gelen ilk açıklama sonrası, çalıştığımız depoda herhangi bir hareketlilik olmadı. Fakat sonrasında patronun aldığı ilk önlem ‘Beyaz yaka ile mavi yakanın fiziken iletişimini kesmek’ oldu. İkinci bir önlem olarak belli başlı noktalara dezenfektan koyulmaya başlandı. Bunun üzerine şirket yönetiminden ciddi önlemler alınması yönünde talepte bulunduk. Sonrasında sağlıksız ve besin değerleri düşük gıdalar bizlere kapalı ambalajlarda verildi. Başta 50 yaş üstü, engelli kadrosunda çalışan ve hamile işçiler izne gönderildi. Fakat kronik rahatsızlığı bilinen arkadaşlarımız arasında iş aksamaması için seçimler yapıldı ve çalışmaya devam edildi. Ardından da diğer işçilerin yıllık izinleri zorunlu olarak kullandırıldı. Mağazaların kapandığı bilgisi fabrikanın resmi açıklamasında yer aldı. Mağazaların kapalı olmasına rağmen, depolarda çalışmaya devam ettik. Çünkü internet satışları halihazırda devam etmekteydi ve depolar olarak, mağazalara stoklama yapmaktaydık. Biz depo işçilerinin en büyük talebi depoların geçici bir süre kapatılıp, dezenfekte edilmesi şeklindeydi.

Elbette bu kadar tedbirsizlik içinde koronavirüse yakalanmamız kaçınılmazdı. 4 bölümde salgına yakalanan arkadaşlarımızın olduğu bilgisi gelmesine rağmen, firma en baştan almadığı tüm tedbirlerle birlikte yalnızca 2 işçinin testinin pozitif çıktığını ve hem işçilere hem de ailelerine tüm desteği sunacağını açıkladı. Bizim ilk günden beri gördüğümüz eksiklikleri basına yansıtmamız sonucu, ücretli izin hakkını ve yıllık izne çıkartılmış olan arkadaşlarımızın izin iadelerinin gerçekleşmesini sağladık. Bu kazanım, her ne kadar ‘patronun duyarlılığı’ olarak görünse de aslında tamamıyla bizlerin ısrarı sonucunda elde edildi.

Bugün yaşadığımız tüm sorunların sınıfsal olduğunu bir kez daha gördük, görüyoruz. Hastanelerde aldığımız sağlık hizmetinden tutun da ölüm riski bu kadar yaygınken sabahın köründe yola çıkıp canımız pahasına işe gitmeye kadar, hayatımızın her alanında bu sınıfsal ayrımı bir kez daha hissediyoruz. Birileri köşkünde, villasında, yalısında halka ‘Evde kal’ çağrısı yapıp kendini korumaya alırken, bizlerin ‘Gitmek zorunda bırakıldığı’ fabrikalar hâlâ açık, işçiler hâlâ çalışıyor! Ancak bu depoda da gördüğümüz üzere, bizlerin ikişer, üçer, beşer de olsa bir araya gelmesi o koca fabrikayı kapattırıyor! Ama buradaki gibi yaşadığımız tüm sorunların sınıfsal olduğunu görmek, çözümün işçi sınıfının örgütlü mücadelesinde olduğunu bilmek, her yeni günde bize yeni bir yol çiziyor.