Meclis Gülistan Doku önergesini sansürledi: Bir el bu olayın üstünü örtmeye çalışıyor

HDP Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in Gülistan Doku’nun kaybolması ile ilgili şüpheli olan Zaynal Abarok’un ismini açık yazdığı  önergesini, Meclis  ismi “Z.A” olarak sansürledi. Bu durumun Meclis İçtüzüğü’ne aykırı olduğunu belirten Koçyiğit, “Bir elin bu olayın üstünü örtmeye çalıştığına dair kanaate ulaştım” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in, 56 gündür kayıp olan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku için verdiği soru önergesini Meclis sansürledi.

Mezopotamya Ajansı’ndan Diren Yurtsever’in haberine göre, Koçyiğit, öncelikle Gülistan Doku’nun kaybolması ile ilgili Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Soru önergesine gelen yanıtta, önergenin, Cumhurbaşkanlığına bağlı kurum ve kuruluşların görev ve yetki alanına girmediği belirtilerek, İçişleri Bakanlığı’nın görev ve yetki alanına girdiği ifade edildi.

Önergenin iade edilmesi üzerine Koçyiğit,  İçişleri Bakanlığı’nın yanıtlaması istemiyle soru önergesini Meclis’e sundu. Koçyiğit önergede, Gülistan Doku’nun kaybolması ile ilgili şüpheli olan Zaynal Abarok ile ilgili iddialara da yer verdi. Ancak Koçyiğit’in Zaynal Abarok’un ismini açık verdiği ve Meclis Başkanlığı’na sunduğu önerge, sansürlendi. Önergede Zaynal Abarok’un ismi, “Z. A” olarak değiştirildi.

HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit konuya ilişkin ajansımıza konuştu.

‘Bir el bu olayın üstünü örtmeye çalışıyor’

Koçyiğit, Zaynal Abarok’un isminin sadece baş harflerinin yazılarak önergesinin tahrip edildiğini belirtti. Koçyiğit,  Meclis İçtüzüğü’ne göre hiçbir milletvekilinin verdiği kanun teklifi, soru önergesine hiçbir şekilde müdahale edilemez, bir noktası bile değiştirilemez. Eğer değiştirilmesi istenen bir şey varsa, iade edilir ve bunun gerekçesi ifade edilir. Hiçbir şekilde bize böyle bir geri dönüş yapılmadığı halde, bu tahribat yapılmış. Bu şunu gösteriyor: Bu kişinin adının ve soyadının açık olarak Meclis kayıtlarına girmesinden imtina eden bir tutum var. Bu sansürün arkasında kim var, niçin böyle bir şey yapıldı? Yerelden konuştuğum bütün insanlardan edindiğim izlenimin kendisi, soru önergesine yaklaşımları yan yana koyduğum zaman aslında bir elin bu olayın üstünü örtmeye çalıştığına dair kanaate ulaştım. Bu olayın zamana yayılıp unutturulmaya çalıştırılması bu kanaatimi güçlendiriyor” dedi.

‘Gülistan’ın aranan yerde olmadığına dair kanaat var’

Birkaç gündür Dersim’de olduğunu dile getiren Koçyiğit, Dersim’de hem Doku’nun ailesi hem de arkadaşlarıyla görüştüğünü söyledi. Koçyiğit, yaptıkları görüşler sonucu edindiği izlenimi şöyle anlattı: “Oraya gelen arama kurtarma ekiplerinin bütün su altı arama çalışmalarına rağmen bulunmaması,  Gülistan Doku’nun aranan suda olmadığına dair bir kanaat oluşturmuş. Bence bu kanaatin kendisi çok önemli. Çünkü profesyonel ekipler. Ama ısrarla Valilik Dinar Köprüsü’nde arama yaptırmaya devam ediyor. Ama şunu çok iyi biliyoruz: Suya atlama, suda boğulma vakalarında bulunmaması neredeyse imkansız gibi bir şey. Deniz de bile bir şeklide karaya vuruyor veya bir şekilde cesetlere ulaşılabiliyor. Ama burada böyle bir şey yok. Bu anlamda kafamızda bir soru işareti olduğunu ifade etmem gerekiyor. Bu aynı zamanda çok yaygın bir kanaat. Dersim’de birçok kişiye sorduğumuz zaman ‘orada yok, orada olsa kesin bulunurdu’ kanaatinin neredeyse yüzde yüze ulaştığını belirtebilirim. Valiliğin ısrarla Dinar Köprüsü’nde arama yaptırması, buna rağmen su altı aramalarını durdurması ve sadece kıyılarda gözlem yapmaları da aslında işi uzatmaya dönük bir yaklaşım. Birçok arama kurtarma ekibi, deprem ve başka nedenlerle oradan ayrılmış bir tek Jandarma Arama Kurtarma (JAK) ekibi var. Onlarda sadece kıyılarda bir gözlem yapıyorlar.”

‘Zaafiyet var’

Suya atlamış olma ihtimali dışında başka hiçbir ihtimalin göz önüne alınmadığı ve aramanın da bu yaklaşımla yapılmasının sorunlu olduğunu ifade eden Koçyiğit, “Öncesinde yaşanan bazı gelişmeler var. Erkek arkadaşıyla yaşadığı bir gerilim var. Bütün bu ihtimaller ortadayken bu aramanın farklı çerçevede genişletilmesi gerekiyordu. Israrla toplumun ve ailenin Gülistan’ın intihar ettiğine inandırılmaya çalışıldığını görüyoruz. Ama arkadaşları ve ailesi kesinlikle intihar ettiğine inanmadıklarını söylüyorlar. Bir kaybedilme vakasının olup olmadığı irdelenmesi gerekiyor ve bu konuda bir zafiyet olduğu görülüyor” dedi.

‘Bir çok olumsuz şeyler yaşanmış’

Koçyiğit, şöyle devam etti: “Gülistan ve arkadaşlarının geç gelen öğrencilerden para alan  ve şikayet ettiği öğretim görevlisi, Gülistan’ın kaybolmasından sonra dersten alınmış. Gülistan ve arkadaşlarının bu konuda verdiği dilekçe ve ifadeleri soruşturulan bu öğretim görevlisine okutulmuş. Bazı öğrencilerin Gülistan ve arkadaşları üzerinde baskı oluşturmasına neden olunmuş. Birçok olumsuz şey yaşamışlar. Eğer intiharsa bu intiharda bu öğretim görevlisinin payı nedir? Onun hakaretlerinin ve mobbinginin ve üniversitenin bu olaydaki payı nedir? Bunlar soruşturulmuyor. Gülistan Doku’nun en yakını olan erkek arkadaşının babasının polis olması bizim açımızdan çok özel olarak üzerinde durulması gereken bir durum.”