Mevsimlik gezici tarım işçilerinin durumu: Zorluklar arttı, destek yok, yoksulluk çok

“Virüs mü? Yoksulluk mu?” raporu hazırlayıcılarından Ayşe Özsoy, bu ikilemle çalışmaya başlayan tarım işçileri için koşulların artık daha sıkıntılı olduğunu anlattı

Salgın sürecinde güç koşullarda başlayan göç yolculuğunda mevsimlik gezici tarım işçilerinin yaşadıkları zorluklara dikkat çeken Kalkınma Atölyesi’nden Dr. Besim Can Zırh, Dr. İlhan Zeynep Karakılıç, Özgür Çetinkaya, Selin Ayaeş, Ayşe Özsoy ve Ertan Karabıyık’ın hazırladığı “Virüs mü? Yoksulluk mu?” başlıklı raporla tedbirlerin uygulanmaya başladığı mart-nisan aylarında #Evdekal çağrılarının gezici tarım işçileri için mümkün olmadığına dikkat çekti. Kalkınma Atölyesi’nden Ayşe Özsoy Ekmek ve Gül’ün sorularını yanıtlarken korona sürecinde özel olarak kadın ve çocuk mevsimlik gezici tarım işçilerinin de yaşadığı sorunlara dair önemli uyarılarda bulundu. Görülüyor ki hâlihazırda tarım işçisi kadın ve çocukların özel olarak yaşadığı birçok sorun pandemi şartlarıyla daha da büyüdü… Mevsimlik tarım işçileri için yoksullaşma artarken koronavirüs riskine karşı nasıl korunacakları ise belirsiz.

Yoksulluk, ayrımcılık, eğitimsizlik artacak 

Korona sürecinden önce zaten hali hazırda birçok sorun yaşayan tarım işçisi kadınlar ve çocuklar korona sürecinde özel olarak nasıl etkilendi? Bu süreç onlar için nasıl geçiyor?

Mevsimlik gezici tarım işçileri, çoğunlukla aileleri ile birlikte çalışmak için memleketlerinden diğer illere göç ediyor. Çalışabilen tüm üyeler, hanenin geçimini sağlamak için çalışmak zorunda kalıyor. Mevsimlik gezici tarım işçiliğinin sürdürülmesi, ailedeki kadınların hem üretim hem de yeniden üretim faaliyetlerinde oynadığı hayati role bağlı. Kadınların bu sürece katılımına dair araştırmalar, çalışma günlerinin uzunluğuna, ev işlerinin bir uzantısı olarak görülen yemek pişirme, temizlik ve çocuk bakımı görevlerinin kadınların omuzlarına yüklenmesine ve böylece kadınların yüklerinin zaman ve işçilik maliyetleri biçiminde artmasına vurgu yapıyor. Aileler çadır alanlarında yaşıyor. Yani musluktan kesintisiz akan su, konforlu mutfak, banyo ortamı ve ekipmanlarının olmadığı, elektriğin sağladığı birçok imkândan mahrum bu kadınların yemek ve ekmek yapması, taşıma suyla bulaşık ve çamaşır yıkaması, çocuklarına bakması, tuvalet ve banyo olanağı sağlaması, sıcak suyu hazırlaması, yakacak odun temin etmesi gerekiyor, kısaca ailelerin yeniden üretim faaliyetlerini hem çok yorucu hem de zaman alıcı aktiviteler hâline getiriyor.

Kadınların en önemli yardımcıları olan kız çocukları da daha küçük yaşlardan ev içi işlerin önemli yüklenicileri oluyor, bir nevi çıraklık ile eş ve anne olmayı öğrenmek durumunda kalıyor. Genç kızlar açısından, diğer çocuklara veya hasta ve yaşlı akrabalara bakım sağlamak, yemek pişirmek, temizlik ve benzeri ev işleri yapmak gibi görevleri yerine getirmek gerçek bir iş olarak da görülmüyor. Bu kızlar hayatlarını değiştirebilecek eğitimi almak yerine genellikle zamanlarını ev işleri ile harcamakta ve bu durum normal sayılmakta.

Kadınlar kazandıkları ücretlerin yönetimi konusunda söz sahibi değil. Ücretlere ilişkin karar genellikle ailenin reisi ve tarım aracısı tarafından verilir ve emek ücreti aile reisine ödenir. Hanede çoğunlukla kadınların ve çocukların çalıştığı ve aile reisi olan babanın çalışmadığı durumlarda bile tarım aracıları kadın ve çocuklarının emekleri karşılığı olan ücret ödemelerini evin erkek reisine yapmakta.

Birçok araştırmanın resmettiği bu durumun pandemi ile birlikte nasıl bir değişime uğradığına ilişkin odaklı araştırmalar yapılmalı. Ne var ki pandemiye rağmen tarımsal üretimin son sürat devam ettiği bugünlerde durumun çok da değişmediği, hatta işgücü arzının artması ve il dışından işgücünün gelememesi nedeniyle daha çok erkek, kadın ve çocuğun çalışmasına sebep vereceği ihtimali kuvvetlenmiştir. Dışsal sebeplerden dolayı çalışmayanlar ise ailecek yoksullaşmanın artışı ile daha çok ayrımcılığa uğrama, eğitimden tamamen kopma ve çocuk işçiliği riski ile karşı karşıya kalacaktır.

Salgında sağlığa ve eğitime erişim neredeyse sıfırlanıyor

Görüşmelerinizde özellikle kadın ve çocuklar bakımından temel ihtiyaçlar olarak neler gözlemlediniz? Bu ihtiyaçların karşılanması için neler yapılmalı?

Mevsimlik gezici tarım işçisi hanelerin en önemli özelliklerinden biri, yaşamlarını kendi imkanlarıyla kurdukları çadırlarda sürdürüyor olmaları. Kentin çeperlerinde yer alan, çoğunlukla en yakın mahalle/köye kilometrelerce uzak olan, dere ya da su kanallarının hemen yanına kurulan çadır yerleşim alanlarındaki mevcut barınma koşulları hem yetişkinler hem çocuklar için çeşitli risk ve tehlikeler barındırmakta. Şimdi, buna salgın tehlikesi eklendi, gözlerden ırak bu kişilerin en temel hizmetlere erişim sıkıntısı zarar riskini yükseltti.

Temel haklardan sağlık hakkı en sorunlu alanlardan biri. Mevsimlik gezici işçilerin sağlık kurumlarına en yoğun olarak yeni doğan ve çocuk sağlığı, gebelik ve doğum ile kazalar gibi acil durumlar için gidiyor. Koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında ise kamu kurumları tarafından sadece çocukların aşılanması ve yeni doğan/bebek temel sağlık verilerinin takibi söz konusu. Özellikle gebelik tanısı, takibi, aile planlaması, engellilik durumu ve teşhisi, salgın ve bulaşıcı hastalık tespiti ve halk sağlığının korunması, gıda güvenliği ve beslenmeye dair bilinçlendirme çalışmaları en çok ihtiyaç olan sağlık konuları. Ne var ki kent merkezinden uzak, ulaşım imkanları ve bütçeleri kısıtlı, eğitim seviyesi düşük, günde 11 saati ve haftada 6 günü bulan çalışma süreleri bu hanelerin sağlık kurumlarına erişimini zorlaştırıyor. Bu nedenle gezici sağlık hizmetleri (mobil ekipler) dışında koruyucu sağlık hizmetlerinden faydalanmaları mümkün görünmüyor. Kadın ve kız çocuklarının üreme sağlığı ve aile planlamasına dair bilgi edinmede, hijyen malzemelerine erişimde yaşadıkları sıkıntılar ise bilinen durumlar. Salgının bu hizmetlere ve desteklere erişimi de sekteye uğratması söz konusu.

Mevsimlik gezici tarım işçisi ailelerde çocuk emeğinin kullanımının arttığı 12 yaş civarında okul terk oranlarının artışı birçok araştırmanın tespiti. Ayrıca, okula giden sayılı çocuğun çoğunluğunun erkek çocuk olması da bir diğer önemli bulgu. Salgın ile birlikte uzaktan eğitime geçiş ve okulların kapalı kalma süresinin uzaması zaten okula gitmeyen bu çocukların eğitimden tamamen kopması, çocuk işçiliğine kayması ve eğitime verilen değerin daha da düşmesine neden olacaktır.

Ücretler azaldı, ulaşım maliyeti üç kat arttı!

Bu süreçte yola çıkan tarıma giden işçiler ne gibi sorunlarla karşılaştı?

Karşılaştıkları ilk sorun çalışacakları ile gidebilmek için almaları gereken izin sürecinin ilk etapta işlevsel bir şekilde planlanmamış olmasıydı. Urfa’da çıkan haberlerde gördüğümüz gibi birçok tarım işçisi uzun süreler izin çıkmasını bekledi. Bu aşamayı atlatan tarım işçileri seyahat tedbirleri kapsamında geçtiğimiz yıla oranla 2-3 kat yüksek ulaşım maliyetleri ile karşı karşıya kaldı. Salgının yaygınlaşmasını engellemek ve mevsimlik gezici tarım işçilerinin sağlıklarını koruyabilmesi için alınması gereken önlemler maliyetleri artırdı. Artan maliyetleri işçilerin ve çiftçilerin karşılaması mümkün değil. Fakat alternatiflerine dair de herhangi bir öneri yok. Bu bakımdan mevsimlik gezici tarım işçilerinin salgın sırasında zaten çok zor koşullarda ve yetersiz ücretlere razı olarak çalıştığı işlerini de bulmakta zorlanacağı, bu işleri bulup yapabilmeleri halinde de kazandıkları ücretlerin azalacağını söylemek yanlış olmaz. Bu koşullar altında bir kısım işçinin mevsimlik bitkisel tarıma hiç katılmaması anlamına gelebilir ki bu da çalışmaya katılamayanlar için ayrı bir yoksulluk anlamına geliyor. Tüm aşamaları geçip de çalışmaya giden işçilerin yaşam ve çalışma alanlarının yeni kurallara göre, kişisel mesafeye uygun olarak organize edilmesi konusunda işçiler büyük bir riskle karşı karşıya…

Çocuklar ve yaşlılar: yasaktan muaf, riskten değil!

65 yaş üstü ve yirmi yaş altı tarım işçileri nasıl etkilendi bu süreçten?

Genelgeye göre “mevsimlik tarım işçileri sokağa çıkış yasağından muaf tutulacak” denildi. Ancak bu durum uygulamada bazı belirsizlikler oluşturdu. Görüşme yaptığımız bazı kurumlar ilçelerine gelen işçilerin aileleriyle birlikte seyahat ettiklerini, çocuklarını çalışma alanına getirmeleri konusunda herhangi bir sınırlama olursa ne yapacaklarını öngöremediklerini ama tarım işçilerine istisna sağlanacağını düşündüklerini belirtti. Adana-Seyhan ilçesinde benzeri bir zorluk 65 yaş üzerine kişiler için de geçerli. Bu yaş grubunda yevmiyeli çalışan işçiler var. Kurumlarla yapılan tüm görüşmelerde mevsimlik gezici tarım işçileri konusunda bir esneklik gösterileceği beklentisi dile getirildi. Malatya-Akçadağ ve Ankara-Polatlı’daki kurum görüşmelerinde ise 65 yaş üstü çiftçilerin üretimin çeşitli aşamaları için işçi ihtiyacı duyduğunu ve işçi temini için evden çıkmaları gerektiği belirtildi. Görüşmeler yapılırken bu konuda çiftçi kayıt sisteminde kaydı olanlara esneklik sağlandı. Ancak bu konuda özellikle 65 yaş üstü işçiler ve kronik rahatsızlığı olan işçilerin belirlenmesi, kayıt altına alınması ve ilçe mülki idare amirliğine verilerek bulundukları ilçe kapsamında acil bir planlama yapılmalıdır.

Fotoğraf: Volkan Pekal/Evrensel

 

Açıklanan sağlık önlemleri muğlak, kimin sorumlu olduğu belli değil

Mevsimlik tarım işçileri kayıt dışı ve sigortasız çalışıyor, sağlık sorunu durumunda ne yapacaklar?

İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasıyla aynı gün olmak üzere Adana ve Ankara Valilikleri 3 Nisan 2020 tarihinde 10 maddelik tedbirler alındığını duyurdu. Ancak sağlık önlemlerinin nerede, kimler tarafından uygulanacağı muğlak kaldı. Ayrıca sağlık hizmetlerinin kapsamının ne olduğu da açık değil. 7-14 günlük periyotlarla ateş ölçümü yapılmasının yeterli olmayacağı ve bu önlemlere rağmen işçiler koronavirüse yakalandıklarında nasıl bir tedavi sürecinden geçecekleri bilinmiyor. Mevsimlik tarım işçilerinin sağlık sorunları olması durumunda ne yapabileceklerinin, nereye başvurabileceklerinin de belirlenmesi ve onların bu konuda bilgilendirilmesi elzem…

Mevsimlik işçilere kamusal destek de yok!

Rapor başlığınızda da belirttiğiniz gibi “Yoksulluk ve koronavirüs” arasındaki sıkışmışlığı tarım işçileri açısından nasıl değerlendirirsiniz?

Salgının yaygınlaşmasını önlemek amacıyla alınan önlemlerin başında, insanların kendi karantinalarını kendilerinin oluşturması gerektiği vurgulandı. Bu önlemi alabilen insanların, geçimlerini sağlayabilen ve evden çalışmaya imkânının olması önemli bir ayrıntı. Görece yoksul insanların ise ‘öz-karantina’ya ayak uydurmalarının mümkün olmadığı, salgın sürecinden de önce yapılan araştırmalar kapsamında ortaya çıktı. Mevsimlik gezici tarım işçileri, uzun saatler boyunca, zor koşullarda çalışmalarına rağmen, temel ihtiyaçlarını karşılama konusunda büyük yoksunluklar çekiyor. Bu yüzden ister istemez bu ikilem içinde kalıyorlar. Herkes gibi bu süreçten tedirgin olan, korkan ve belki de bu duygularla çalışmak istemeyen, evden çıkmak istemeyen mevsimlik tarım işçileri de var. Ancak bunu sağlayacak düzenli bir gelirleri, birikimleri yok. Enformel bir alan olduğundan dolayı da yararlandıkları bir kamusal destek de söz konusu değil. Çalışmak, salgın altında birçok emekçi için bir tür mecburiyet.

Maddi destek mekanizmaları geliştirilmeli

Birçok mevsimlik tarım işçinin bu yıl çalışamayacağı da öngörülüyor, bundan sonrasında onları neler bekliyor? 

Görüştüğümüz tarım aracılarından biri bu soruya “Gidemezse n’olur, taşınır buradan başka kazancın peşine düşer, başka şansı yok” şeklinde yanıt vermişti. Bitkisel üretim mevsimi sonbahara kadar farklı il ve ürünlerde devam edecek. Başka bir gelir kaynağı olmayan tarım işçileri bu mevsim boyunca üretim işlerine dahil olmayı deneyecekler. Bu süreçteki maddi destek mekanizmalarının geliştirilmesi bu yüzden önemli.

Ayrıca araştırma sürecinde tüm ekip olarak, tarım işçilerinde ve aracılarında alınan kararların, tedbirlerin, uygulanan yasakların ve onlara getirilen istisnaların yarattığı kafa karışıklığını, belirsizliği gördük. Bu belirsizlik ve onu aşamamak aynı zamanda mevsimlik işçilerin temel geçim kaynaklarına ulaşmalarının önündeki en önemli engellerden biri. Bu yüzden temel önerilerimizden biri mevsimlik tarım işçileri etkileyen kararların şeffaflıkla alınıp, işçilerin ve aracıların bu kararlar hakkında bilgilendirilmesi.