Muhtıralarınız sizin olsun… – İhsan Hacıbektaşoğlu

Astana zirvesi, Adana mutabakatı, Soçi muhtırası, Cenevre sözleşmesi…

Kağıda dökülen onlarca maddelik sözde kararlar. Diplomasinin karanlık dehlizlerinde yürütülen kirli ve kanlı pazarlıklar. Televizyon ekranlarından verilen sahte dostluk mesajları. Yüz hatlarına yansıyan riyakar mimikler.

Tüm bunlar çıplak bir gerçeği değiştirmiyor ve değiştirmeyecek. O yalın gerçek ise ezilen halkların ölümle olan sınavlarının devamıdır. Bazen ölüm bile kurtuluş olur. Atılan kör bir bombayla kaybettiğin evladının acısı ne ile ölçülebilir. Yaşadığın her gün ızdırap olur asılır kalır yüreğinde.

Suriye savaşı sekiz yıldır yüz binlerce ocağa ateş düşürdü. Milyonlarca insan yerinden yurdundan göç etmek zorunda kaldı.

Ölüm kanıksandı, yaşamak zorlaştı.

Savaş geride çözümü imkansız gibi duran koca tortular bıraktı.

Şöyle bir bakalım; bugün Suriye topraklarında yüz binlerce silahlı cihatçı var. Bu kitlenin savaş pratikleri milyarlarca insanın korkulu rüyası olmuş durumdadır. Zevkle kesilen kafalar, nara atılarak kurşuna dizilen masum insanlar, kurulan köle pazarları, tecavüze uğrayan kadınlar, tarihe, kültüre ve sanata düşman bir düşünce yapısı.

İşte Suriye savaşının yarattığı cehennem bakiyesi budur. Ne yazık ki bu bakiye daha da güçlenerek varlığını sürdürmektedir.

Oyunu yönetenler bu bakiyeyi ellerinde tutarak masada daha güçlü olmanın gayreti içindeler.

ABD çekilme kararı aldı ama bunu yaparken mahkum İŞİD’lileri de kendi kontrollerinde olan yerlere taşımaktan geri durmuyor.

Türkiye cihatçıları bir araya toplayıp eğitti ve donattı. İsimlerini ise Suriye Milli Ordusu koyarak savaştırıyor. Sayılarının yüz bin olduğu tahmin ediliyor. Bir o kadar cihatçı da İdlip’de bulunuyor.

Peki bu güçler yeni dönemde ne olacak? Varsayalım ki Suriye savaşı bitti, yüz binlerce cihatçı nasıl ve nerede konumlandırılacak?

Bu soruların yanıtı ortada durmaktadır.

Aslında soruların yanıtı bellidir. Ortadoğu sömürünün, baskının, zulmün ağırlık merkezi oldu. Böyle bir merkez elbette yeni halk hareketlerinin dölyatağıdır. Gözünüzü kapatıp Ortadoğu’dan bir ülke seçin, göreceksiniz ki seçtiğiniz ülkede halk perişan durumdadır ve patlamak için küçük bir kıvılcım beklemektedir.

Egemen güçlerin elde tuttukları cihatçı silahlı güçler yarının halk hareketlerine karşı kullanılacaktır. Suriye sahasında kent savaşları dahil her türden savaş becerisini kazanmış bu ölüm mangalarının görevleri bellidir.

Suriye sahasında yaşanan gitgeller daha uzun bir süre devam edeceğe benzemektedir. 5 km ileri, 10 km geri gitmek bugün için sadece taktiksel hamlelerdir. Bu şartlarda zafer naraları atmak sadece iç kamuoyunun gazını almaya yarayabilir. Ortada kimse için kazanılmış zafer bulunmaktadır. Eğer bir zaferden söz edilecekse o da Suriye Demokratik Güçlerinin zaferi olabilir. Sekiz yıllık savaş sürecinde İŞİD’e karşı verdikleri destansı mücadele, yarattıkları örgütlenme deneyimi ve farklı etnik,dini ve mezhepsel kökenli halkları bir araya toplayabilmeleri büyük kazanımlar olarak tarihe geçmiştir. Bu yanlarıyla da dünya ezilen halklarının sempatisini kazanmayı başardıkları kesindir.

Sonuç olarak Suriye savaşı yeni bir evreye girmiştir. Egemen güçlerin zirveler yoluyla aldıkları ve bölge halkına dayattıkları kararlar sahadaki gerçeklere çarparak tuz ve buz olacaktır.

Son kararı ezilen halkların bölge tiranlıklarına karşı yürütecekleri örgütlü halk hareketler verecek. O günler çok da uzak değil.