“Nuriye ve Semih demeye devam edeceğiz”

Nuriye ve Semih’in açlık grevlerinin 150’nci gününde Beşiktaş’ta Nuriye ve Semih ile Dayanışma Platformu’nun destek eyleminde gözaltına alınan 41 kişi 4 günlük gözaltı süresince yaşadıkları işkence ve keyfi uygulamaları anlattı.

İstanbul Beşiktaş’ta Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevlerinin 150’nci gününde destek olmak için yaptıkları eylemde gözaltına alınıp işkence gören 41 hak savunucusu, yaşadıklarına ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi. Gülmen ve Özakça’nın fotoğraflarının asıldığı salona işkence gören İHD İstanbul Şube Başkanı Avukat Gülseren Yoleri ve Avukat Barkın Timtik’in yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

Açıklamayı gözaltına alınan grup adına Ülkü Gündoğdu yaptı. Gündoğdu, Gülmen ve Özakça’nın işinden edilen 140 bin kamu emekçisinin sesi olduklarını belirterek, “Bu yüzden adları bile yasaklanıyor. Adlarını ananlarsa gözaltına alınarak işkence edilerek susturulmaya çalışılıyor. Bizler, devleti bu keyfi tutumuna ve yol açtığı hak ihlallerine son vermeye çağırırken, Nuriye ve Semih demekten vazgeçmeyeceğimizi bir kez de buradan duyuruyoruz” dedi. Açlık grevlerinin 149. gününde Kadıköy’de yapılan eylemde 35, 150. gününde ise Beşiktaş’ta yapılan eylemde 41 arkadaşının gözaltına alındığını hatırlatan Gündoğdu, gözaltıları protesto etmek isteyen 12 kişinin de işkence ile gözaltına alındığının altını çizdi.

GEREKÇESİZ DENETİMLİ SERBESTLİK KARARI ADİL DEĞİL

Gündoğdu, “Bu durum iktidarın Nuriye ve Semih’in yarattığı mücadele ruhundan ne derece korktuğunun da kanıtı. Direnme hakkının, barışçıl toplantı ve gösteri hakkının, düşünce ve ifade özgürlüğünün, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının, kötü muamele ve işkence yasağının ve dahi savunma hakkının kısıtlanmasıdır. Ve gerekçesiz denetimli serbestlik kararları adil yargılanma hakkının ihlalidir” ifadelerini kullandı.

İŞKENCE TOPLUMU TESLİM ALMAK İÇİN YAPILAN BİR POLİTİKADIR

Haksız ve hukuksuz bir şekilde gözaltına alındıklarını belirten Avukat Barkın Timtik ise “İşkence gördüm. Faşizm iki türlü işletiliyor. Nuriye ve Semih’in temsil ettiği değerler var. Faşizmin saldırdığı bunlardır. Bugün İstanbul’da söylenen, Nuriye ve Semih adının geçmesi yasak. Bizim de korumamız gereken Nuriye ve Semih’in adlarıdır” dedi. Zorla müdahalenin işkence olduğunu vurgulayan Timtik, “İşkence bütün toplumu teslim almak için yapılan bir siyasi hareket, bir politikadır. Bu nedenle ne işkencelere, ne gözaltıları, ne tutuklama terörüne ne de sokaklarda estirilen teröre boyun eğmeyeceğiz, ne Nuriye Semihin savunduğu hakları ne Nuriye Semih’in yaşamlarını faşizme ezdirmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

ŞİMDİ SİZİ DOKTORA GÖTÜRÜYORUZ DÖNÜŞTE GÖRÜŞECEĞİZ

Gözaltına alınanlardan İpek Bozkurt da fiziksel ve sözlü işkenceye maruz kaldıklarını, özellikle sağlık kontrollerine giderken “şimdi sizi doktora götüreceğiz dönüşte siz göreceksiniz” şeklinde tehdit edildiklerini belirtti. Bozkurt, kadınların kadın polisler tarafından sözlü ve fiziksel işkencelerine maruz kaldıklarını söyledi.

‘BİZİ TEKMEYLE DOKTORUN ÖNÜNE ATTILAR’

Gözaltına alınan Bahar Kurt, gözaltında yaşadıklarını şu şekilde aktardı: “Direnme hakkımızı kullandığımız için işkenceye maruz kaldığımızın ötesinde, özel ve sistematik bir işkenceye de maruz kaldık. Özellikle aşağılama, kişiliğimizi ezme ve bir daha alanlara çıkmayın, bir daha Nuriye ve Semih demeyin, bunun bedelini ödetmek için bir işkenceye maruz kaldık.” Kurt, üç buçuk günlük gözaltı süresinin yirmi saatinden fazlasını ters kelepçeli ve sonuna kadar sıkılmış bir şekilde geçirdiklerini belirti. “Canice ve sapkınca” işkence yöntemlerinin uygulandığını ifade eden Kurt, “Bizi tekmeyle doktorun önüne attılar. Bu polisler hasta oldukları için, sadistliklerinden değil AKP faşizminden beslendikleri için böyle yapıyorlar” dedi.

ETHA