Nuriye ve Semih ile dayanışma davasında beraat

Kadıköy’de, Nuriye ve Semih ile dayanışma eylemine yönelik polis saldırısında işkenceyle gözaltına alınan ve haklarında açılan 33 kişi beraat etti.

4 Ağustos günü Kadıköy’de bulunan Süreyya Operası önünden Khalkedon Meydanı’na yürümek isteyen kitleye polis saldırmış, 33 kişi işkenceyle gözaltına alınmıştı. 33 kişi hakkında açılan davanın ilk duruşması Kartal Anadolu Adliyesi 22. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşma öncesi yoğun güvenlik önlemi alınan adliyede, duruşmanın görüleceği salonun olduğu koridora polis barikatları kuruldu, davayı izlemek için gelen gazeteciler içeri alınmadı.

Başka bir davadan tutuklu olan Avukat Barkın Timtik, Emine Cansever ve Tolga Akyıldız’ın getirilmediği duruşma kimlik tespitiyle başladı.

TİMTİK: İNSANLIK DIŞI SİSTEME KARŞI MÜCADELE ETMEK İNSAN KALABİLMENİN TEK YOLUDUR

Bolu T Tipinde kalan Barkın Timtik duruşmaya SEGBİS’le katıldı. Timtik, SEGBİS uygulamasını sağlıklı bulmadığını kaydederek duruşmaya getirilmesini istedi. Dosyada yer alan söz konusu “suçları” suç olarak görmediklerinin altını çizen Timdik, ÇHD avukatı olduğunu vurguladı. ÇHD’nin aynı zamanda Nuriye ve Semih İçin Dayanışma’nın bir bileşi olduğunu hatırlatan Timtik, “ÇHD kağıt üstünde bir dernek değildir. Yaşayan ve düşünen bir dernek” ifadesini kullandı.

Timtik, Nuriye ve Semih’in haklı talepleri için mücadele ettiğini, bugün dışarıda yine mücadele edeceğini kaydetti. Tek tip uygulamalarına karşı da mücadele edeceğini belirterek, “Arkadaşlarımız Selçuk Kozağaçlı ve Yaprak Yıldırım tecritte onlar için açlık grevi yapacağız” diye konuştu. Timtik, Emine Cansever’in de SEGBİS ile bağlanma talebini iletti ve derhal beraatini istedi.

AKYILDIZ: SUÇ İŞLEMEDİK HAKKIMIZI KULLANDIK

Nuriye ve Semih ile ilgili sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklanan ve bu dosyada da sanık olan Kayseri Bünyan T Tipi Hapishanesi’nde kalan Tolga Akyıldız da duruşmaya SEGBİS ile bağlandı. Her Cuma 19.30’da Khalkedon’a yürüyüş yaptıklarını hatırlatan Akyıldız, “Bu eylemlere katılmak Anayasal hakkım olduğu gibi Nuriye ve Semih’e karşı da vicdani sorumluluğumdur” dedi.

Söz alan Cihan Kaplan da Tolga Akyıldız ve Barkın Timtik’e “Nuriye ve Semih demeye devam ediyoruz” diye seslendi. Kaplan, “Nuriye ve Semih’in talepleri için her hafta bulunduğum bir eylemdir. O hafta hukuksuzca yasak getirildi. Suçu kabul etmiyorum, demokratik hakkımızı kullandık” diye konuştu.

Emine Cansever de Bolu T Tipi Hapishanesi’nden SEGBİS yöntemiyle duruşmaya katıldı. Suçlamaları kabul etmeyen Cansever, “Sonuna kadar Nuse’nin yanındayız” dedi.

Dosyada yargılanan diğer direnişçiler de Nuriye ve Semih’in hakları için mücadele içinde olduğunu, taleplerini savunmak için mücadele devam edeceklerini söyledi. İfade veren tüm direnişçiler, gözaltına alınırken ve emniyette işkenceye maruz kaldığını beyan etti.

İşkenceyle gözaltına alındıkları günün Nuriye ve Semih’in açlık grevinin 149. günü olduğunu hatırlatan Ülkü Gündoğdu, direnişin 317. günü olduğuna dikkat çekti ve komisyonun derhal karar vermesini istedi.

Dilay Güç: Nuriye ve Semih haksızlığa uğrayan iki eğitimci. Onların talepleri için oradaydım. Demokratik hakkımızı kullandık suçu kabul etmiyorum.

Ebru Esen: Barkın Tolga ve Emine ablayı selamlıyorum sizi seviyoruz. Nuriye-Semih meselesinin başından beri sokaktayız. Her hafta oradaydık o hafta saldırı olması için nedeni ve burada olmamızı anlamıyorum. Bugün Nuriye Semih’in durumu çok ciddi. Sonuna kadar NuSe’nin yanındayız.

Emek Sidar Çiçek: Biz 8 hafta Süreyya’da buluşup Khalkedon’a yürüyorduk. O hafta saldırı oldu ciddi işkence gördük hastanede dahil. Nuriye ve Semih’in davası meşrudur. Meşru olmayan OHAL ve KHK’lerdir.

Erhan Güler: Emine Abla, Barkın ve Tolga’yı selamlıyorum. Bir çok hak ihlali var OHAL ve KHK’ler ile atılan yüzbinlerce insan var. Her hafta gittiğimiz eyleme saldırıldı. İşkence hakaret ve küfüre maruz kaldık. Özellikle Av. Barkın’a özel işkence yapıldı. Emniyette Osman isimli polis ağıza alınmayacak küfürler etti. Nuriye ve Semih İçin mücadele etmeye devam edeceğiz.

Ersan Taş: Barkın, Emine Abla ve Tolga’yı selamlıyorum. İddianameyi kabul etmiyorum. Beni sürükleyerek gözaltına aldılar,duvara dayadılar polis “direnme” diyerek kolumu kırmaya çalıştı. Bunu Ankara’da bir abimize yapıp canlı canlı kolunu kırdılar. Küfür, hakaret ve işkence gördük. Nuriye ve Semih’i destekliyorum, hakları iade edilene kadar Nuriye ve Semih demeye devam edeceğim. İddianame başlı başına yalandır kabul etmiyorum.

Furkan Çelik: Her hafta Nuriye ve Semih İçin Süreyya’da toplandık. Polis hazır saldırı için bekliyordu. Ters kelepçe işkencesi ne maruz kaldık. Meydanda, arabada ve hastanede fiziki ve psikolojik işkence devam etti.

Fidan Kahyaoğlu: Mücadele eden tüm emekçilerin sesi olan Nuriye ve Semih ‘in haklı talepleri için oradaydım her hafta olduğu gibi. Otobüsün içinde fiziki ve psikolojik işkence devam etti. Suçlamaları kabul etmiyorum. Savunma yapmam gerektiğini dahi düşünmüyorum.

Hüseyin Demir: Nuriye ve Semih’in talepleri meşrudur. İşini istemeleri bunun için mücadele etmeleri haklıdır. Aynı mücadeleyi veriyoruz. Polis haklarımızı kullanmamı engellemiş şiddet kullanmıştır bu şiddet düşmanca öfke doludur. Polislerin tedavi olması gerekiyor.

Meltem Güç: Barkın, Emine abla ve Tolga’yı selamlıyorum. İktidarın amacı içeride devrimcileri teslim almaya çalışmak ve dışarıda baskı altına almaya çalışmaktadır, teslim olmayacağız mücadele edeceğiz. Suçlu değiliz, haklıyız suçlamaları kabul etmiyorum.

Merve Nur Avşar:15 Temmuz sonrası Türkiye hukuksuzca yönetiliyor. Yüzbinlerce kamu emekçisi ihraç edildi. Nuriye ve Semih hakları için mücadele ediyor taleplerinin yanındayız. Suçlamaları kabul etmiyoruz.

Meryem Göktepe: Kamu emekçisi tim, iddianamede çağrıcılar eksiktir, Kesk şube yöneticisiyim sendikamız çağrısı ile gittim. Haftalarca gittiğimiz eyleme saldırı oldu ve dört gün göz altında kaldım. İşkence ile gözaltına alındım boyun fıtığı oluştu raporları mevcuttur. İddianame yönlendirilmiş haksız bir iddianamedir. Suçlamaları kabul etmiyorum.

Murat Yıldırım: Bizim burada olmamızın bizi buraya getirenler açısından bir mantığı var. Ben devrimci bir sendikacıyım. Türkiye bırakın hukuk devleti yasa devleti bile değildir artık. Evrensel uluslararası haklarımızı savunmak onurdur Nuriye Semih demek onurdur. Suçu kabul etmiyorum asıl suçlu bu sömürü düzenini sürdürenlerdir.

Muzaffer Yılmaz: Olay günü oradaydım tüm ifadelere katılıyorum.

Onur Eyidoğan: Olay günü oradaydım, suçu kabul etmiyorum asıl suçlu haklarımızı kısıtlayan polistir bugün yine Süreyya’da olacağız. Nuriye ve Semih’in Yaşasın.

Özgür Benol: O gün oradaydım, polis eylem yaptığımız yeri işgal etmişti ve bize saldırarak işkence ile gözaltına alındık. Suçlu olan biz değiliz polistir suçlu olan. Nuriye ve Semih haklıdır :yanlarındayız…

Tuncay Çetin: Polis demokratik hakkımızı elimizden aldı. Araçta hastanede işkence gördük ters kelepçeye maruz kaldık, bunların insan hakları ihlali olduğunu ifade ettik. Suçu kabul etmiyorum.

‘İŞKENCE NORMALLEŞTİRİLİYOR

TİHV İstanbul Başkanı Ümit Efe ise savunma yapmayacağını, ortada suç olmadığı için beyanda bulunacağını söyledi. Hrant Dink’in katledilmesinin 11. yıldönümü olduğunu hatırlatan Efe, Dink’i anarak konuşmasına başladı. Efe “İnsan hakları savunucusu olarak bu ülkede daha fazla ölüm görmek istemediğimi bildirmek istiyorum. Burada 30 insan o gün gözaltına alınırken uğradıkları saldırıdan bahsediyor iken, artık ne yazık ki işkenceyi bile normalleştirmişiz gibi geliyor. Çünkü bu ülkede hukuk namına ne varsa rafa kaldırılmş durumda burada savunma değil beyan veriyorum” dedi.

Avukat Barkın Timtik ile birlikte polisle görüştüklerini aktaran Efe, “Bize alan bırakılmamıştır. Özgürlüğümüzden mahrum bırakıldık. Araç içinde işkence yapılmıştır, ‘kameraları kapatmayın kayde geçsin’ dedim. Dinlemeyip kapattılar” dedi. Herkeste ciddi hasar bırakacak şekilde işkenceye maruz kaldıklarını belirten Efe, şöyle devam etti: “Suç duyurusu için 5 saat bekledik, başvuru yapamayan arkadaşlarımız var. Suçu kabul etmiyorum.”

TÜM DİRENİŞÇİLER BERAAT ETTİ

İfadelerin ardından söz alan ÇHD İstanbul Şube Başkanı Avukat Gökmen Yeşil, müvekkilerin savunmalarının toplamına bakıldığında beraat hususlarının olduğunu söyledi. Yeşil, “Demokratik haklarının kullanılmasının engellenmesi de derhal beraat gerektirir. Her ne kadar savcılık tarafından lehte deliller toplanmamış ise de tüm müvekkillerin beyanları ile sabit Anayasal, uluslararası sözleşmelerle ihlal edilmiş bir hak vardır. Derhal beraat kararı verilmesini talep ediyoruz” dedi.

Son sözleri sorulan direnişçiler beraat taleplerini yineledi. Mahkeme, tüm direnişçiler için beraat kararı verdi.