Ölüm orucundaki Mustafa Koçak’ın anne ve babası: ‘Mustafa adil yargılanmak istiyor’

3 Temmuz 2019 tarihinde açlık grevine başlayan 28 yaşındaki Mustafa Koçak, direnişinin 90’ıncı gününde açlık grevini ölüm orucuna dönüştürmüştü. Mustafa Koçak’ın anne ve babası ölüm orucundaki oğulları hakkında konuştu.

Savcı Selim Kiraz cinayetine karıştığı iddiasıyla hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Mustafa Koçak’ın anne ve babası oğulları için adalet arayışlarına devam ediyor.

Anne ve baba Koçak oğullarının iftiraya uğradığını söyleyerek, herhangi bir delil olmadan ve savunması bile alınmadan cezaevine gönderildiğini söyledikleri oğulları için çağrı yaptı.

Milletvekilleri ve gazetecilerin konu hakkında duyarlı olmalarını isteyen anne Zeynep Koçak ve baba Hasan Koçak, Mustafa Koçak’ın ölüm orucuna dair açıklamalarda bulundu.

MUSTAFA İTİRAFÇI OLSUN DİYE 12 GÜN BOYUNCA İŞKENCE GÖRDÜ’

Baba Hasan Koçak, Mustafa’nın gözaltına alınmasından iki gün sonra haberimiz oldu. Gözaltına alındıktan sonra Mustafa’yla görüşmek için polis merkezine gittik; fakat bizi görüştürmediler. Avukat aracılığıyla görüşmemiz de engellendi; çünkü avukatların görüşü de yasaklanmış.

Mustafa  itirafçı olsun diye 12 gün boyunca gözaltındayken işkenceye maruz kaldı. Mustafa kafasına teneke geçirilip joplandı daha sonra Mustafa’yı ensesinden sırtına sıvı dökerek dondurucu odaya koydular. Mustafa’dan kendi belirledikleri isimler için imza talebinde bulundular. Mustafa söyledikleri isimleri tanımadığı için daha fazla işkenceye maruz kaldı, hamile ablasına tecavüz edilmekle tehdit edildi. Biz Mustafa’yla gurur duyuyoruz. Mustafa haksız yere kimsenin ocağına ateş düşürmez.

SAVUNMASI ALINMADAN TUTUKLANDI

Mustafa Çağlayan Adliyesi’nde mahkemeye çıkartıldı, mahkeme Mustafa’nın savunmasını almadan tutuklama kararı verdi. Silivri Cezaevi’nden İzmir Şakran Cezaevine sürgün olarak gönderdiler.Orada da birçok işkence ve tehdite maruz kaldı.

Evi aramaya gelen polisler hiçbir şey bulamayınca bir gömlekten suç aleti çıkarmaya çalıştılar. Ablasının Zeytinburnu’nda bir AVM’den aldığı gömleği sözde Şafak Yayla’nın gömleği olduğu söylenerek suçladılar. Gömleğin Şafak Yayla’ya ait olmadığı ortaya çıktı, parmak izlerinden de bir sonuca ulaşamadılar. Sonuçta Mustafa’yı kurban seçtiler, kendi kirli gömleklerini Mustafa’ya giydirmeye çalıştılar.

TEK TALEBİ ADİL YARGILANMAK

Mustafa’nın tek silahı açlık grevine gitmek oldu.Kararına saygı duyuyoruz, ölüm orucuna çevirmesi de başka çaresi kalmadığındandır. Mustafa’nın tek talebi tekrar adil bir şekilde yargılanmak. Biz de Mustafa’ya destek olmak için Taksim Meydanı’na çıktık, yaptığımız tabutla Çağlayan Meydanı’na çıktık, Meclis önünde kefen giydik. Devlet, ‘Savcı’nın katili bulundu’ demek için Mustafa’yı kurban seçti” açıklamalarında bulundu.

ANNE KOÇAK: MUSTAFA’YA İLAÇLARI VERİLMİYOR

Mustafa Koçak’ın sağlık durumuyla ilgili konuşan anne Zeynep Koçak, Mustafa çok zayıflamış ve bitkin durumda; çünkü şeker vermiyorlar, alması gereken sıvıları vermiyorlar, bitki çaylarını vermiyorlar. Cezaevi Müdürü, Mustafa’nın üzerine çok fazla gidiyor, baskül istemesine rağmen özellikle Mustafa’ya vermiyorlar. Mustafa ilaçlar da dahil birçok şeyi kendi parasıyla almak istese bile kendisine her hangi bir şey satmıyorlar. Mustafa’nın saçları dökülüyor, tırnakları siyahlaşıyor,avuç içlerinde döküntüler başladı.

DEVLETİN KAPISINA GİTMEK İSTİYORUZ’

Berk Ercan diye biri var. Bu Berk Ercan silahla yakalandı ve şu an dışarıda gezebiliyor. Benim çocuğumu kurban seçti. Neden? Devletin elinde parmak izi yok, bir şey yok, neden oğlumu kurban seçtiler. Biz devletin kapısına hiçbir zaman gitmedik, aç da kaldık, ekmeksiz de kaldık, elektriksiz de kaldık, sobasız da kaldık bir gün devletin kapısına gitmedik. Devletten bir şey istemedik ama oğlumuz için devletin kapısına gitmek istiyoruz, sesimizi duyurmak istiyoruz; çünkü oğlumuz ölüme yürüyor.Hangi milletvekiline gittiysek, hangi gazeteden yardım istediysek Savcı davası diye kabul etmiyorlar. Bir de bizi dinleyin, Mustafa’yı dinleyin, sesine ses olun. Benim oğlum suçsuz. Savcının öldürüldüğü gün oğlum işteydi, yanındaki çalışan işte olduğuna dair ifade verdi kabul etmediler. Oğlumuz yeniden adil bir şekilde yargılansın başka hiçbir şey istemiyoruz. Milletvekilleri, gazeteciler sesimizi duysun” ifadelerini kullandı.

KILIÇDAROĞLU’NA İZİN VAR BİZE YOK’

Mustafa Koçak’ın şimdiye kadar basına ve milletvekillerine göndermek istediği 70 mektup, Cezaevi Müdürlüğü tarafından engellendiğini söyleyen baba Hasan Koçak şöyle devam etti:

“Bu süreçte adalet için Ankara’ya yürümek istedik, her defasında engellendi. CHP Genel Başkanı’nın nasıl hakkıysa bizim de hakkımız. En doğal hakkımızı kullanmak istediğimiz için bile saldırıda bulundular. Mustafa açlık grevine başladığında 75 kiloydu, direnişini ölüm orucuna dönüştürdüğünde 40 kiloya düşmüş, o tarihten itibaren tartılmasına izin vermemişler, bel çevresi 58 cm olmuş.”

BERK ERCAN 344 KİŞİ İÇİN İFADE VERMİŞ

“Mustafa , benim hiçbir suçum yok, varsa bile adil bir şekilde yargılanmak istiyorum’ diyor” diyen baba Koçak, Mustafa bir tacizci değil, hırsız değil, uyuşturucu pazarlayan biri değil, tek bir talebi var; tarafsız, adil, tepeden inmemiş olan bir yargılama. Hakim, ben bu cezayı vicdan kanaatim ile verdim” diyor, peki hakim, Mustafa’nın hamile ablasına tecavüz etmek isteyen polisler için de vicdan kanaati’ni kullanacak mı?

Berk Ercan diye biri, avukat Selçuk Kozağaçlı’nın davası da dahil 344 kişi üzerine ifade vermiş. 2015 sonrası açılan birçok davada insanlar bu Berk Ercan’ın ifadesiyle tutuklandı. Berk Ercan’ın polislerin hazırladığı ifade tutanaklarının altına imza attığı da ortaya çıktı. Mesela, Vatan Emniyet Amirliği’nde polisler Mustafa’ya ‘sana bundan sonra gün yüzü göstermeyeceğiz’ dedi, bu bile dosyanın polis fezlekesi ile hazırlandığını gösteriyor. Aynı şekilde Cavit Yılmaz isimli birini de itirafçılığa yönlendirmişler, psikolojik baskılar, tehditler ve işkenceler yapmışlar. Mustafa hakkında ondan da ifade almışlar, Cavit Yılmaz yurt dışına çıktıktan sonra, noter aracılığıyla mahkemeye gönderdiği mektupta ifadesini geri çekiyor. Mustafa’nın talepleri arasında bu da var, Cavit Yılmaz’ın tekrar  istinabe yoluyla ifadesinin alınmasını istiyor; çünkü Cavit Yılmaz ifadesini geri çekmesine rağmen mahkeme kararında Cavit Yılmaz’ın da ifadesi olduğu yazıyor. Hiçbir sanığın ifadesi alınmadan hakkında hüküm veremezsin, bu dava er ya da geç Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden (AİHM) dönecektir, ama Türkiye’deki hukuk sistemi ne kadar AİHM’i tanıyor?

‘İFADESİNİ GERİ ÇEKEN CAVİT YILMAZ İSTİNABE YOLUYLA DİNLENSİN!

Mustafa sonuçta daha 28 yaşında, ağırlaştırılmış müebbetin koşulları çok farklı, bugün Cavit Yılmaz İstinabe yoluyla dinlendiği ve Mustafa’nın ifadesi alındığında bu cezayı veremeyecekler. Ortada hiçbir somut kanıt yok, ortaya attıkları gömlek Şafak Yayla’nın beden ölçüleriyle tutmadı, parmak izi deseniz o da yok. Dosya aslında boş bir dosya, boş bir dosya üzerinden öc almak istiyorlar” dedi.

BERK ERCAN DİYE BİRİ, BİR GECEDE YÜREĞİMİ BEDENİMDEN KOPARTTI

Son olarak anne Koçak, “Mustafa’ya sürekli baskı yapılıyor, hatta ‘sana bir şey olursa para alırsınız, devlet size para öder’ diye alay ediyorlar. Biz kimsenin parasına kalmadık, böyle bir şeyi ne biz ne de Mustafa kabul eder. Ben Mustafa’yı ne zorluklarla büyüttüm. Berk Ercan diye biri, bir gecede hayatımızı mahvetti, yüreğimi bedenimden koparttı. Mustafa’ya beyaz bir kağıt imzalatmak istiyorlar, o kağıdı imzalasa belki başka canlar yanacak, Mustafa böyle bir şeyi asla kabul etmez” şeklinde konuştu.

BİZ O KİRLİ GÖMLEĞİ MUSTAFA’YA GİYDİRMEYECEĞİZ’

Baba Koçak ise; “Berk Ercan her şeyi biliyor, herkese iftira atıyor, Savcıyı vuranlar belli, 3 kişi vurdu, 3’ü de orada öldü. Savcının üzerinden 26 kurşun çıktı, bir tabancadan 26 kurşun nasıl çıkar? Kimse de bunu araştırmıyor.Orada hiç mi polis yoktu, güvenlik yoktu? Mustafa’nın hiçbir görüntüsü yok, parmak izi yok yalnız oğlumuzu kurban seçtiler, biz o kirli gömleği Mustafa’ya giydirmeyeceğiz, Mustafa da giymeyecektir. Çok ağır geliyor bana bunu söylemek ama, ‘Mustafa ölse bile gururla ölecek!’

ZORLA MÜDAHALE KATLİAMDIR

Şakran 2 Nolu T Tipi Hapishanesi’nin birinci müdürü ve doktoru sürekli müdahale etmekle tehdit ediyorlar. Ahlaksızca ‘en fazla sakat kalırsın, uluslararası vakıflar sana para öder, bir köşede yersin’ diyebiliyorlar. Bu müdahalenin sonuçlarının neler olduğu 19 Aralık 2000 sürecinde çok net bir şekilde görüldü. Zorla müdahale katliamdır” ifadelerini kullandı.