Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu : “Sosyalizm Olsaydı Bu Salgın Olmazdı”

Kaldıraç Üniversite’nin düzenlediği, Özgür Bilimsel Eğitim İçin Özgür Üniversite’nin ilk dersliğinde Epidemiyoloji(Salgın Hastalık) ve Halk Sağlığı uzmanı Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu vardı. Salgın günlerinde “Virüsün açığa çıkarttıkları: Sağlık sisteminin örgütlenişi ve ne yapmalı?” konusunun konuşulduğu derslik, Hamzaoğlu’na sorulan “Sağlık sisteminin pandemiye ilişkin aldığı tedbirleri ve bilimsel çalışmaları nasıl buluyorsunuz?” sorusuyla başladı.

Sovyetlerin çözülüşüne yakın dönemde, kapitalizmin “sosyal devlet” yalanını terk ederek neoliberal saldırılara başladığı döneme vurgu yapan Hamzaoğlu, 1970’lerden itibaren Sermaye birikimi için bir alan olarak görülen hastanecilik hizmeti; -sosyalist ülkeler hariç- insanların ödedikleri vergilerin dışında, sağlık hizmetlerine ulaşabilmek için ayrıca prim ödemek zorunda kaldıkları bir sigorta sistemi olarak kurgulandı. Uluslararası düzeyde özel hastaneler zinciri kurulmaya başlandı.” dedi.

“H1N1’den COVID-19’a Kapitalizm Öldürür”

Bundan yaklaşık 10 sene önce, yine pandemi haline gelen H1N1(Domuz Gribi) virüsü ile COVİD-19’un ekonomi politik koşullarının aynı olduğunu vurgulayan Onur Hamzaoğlu, “O zaman merkez üssü Meksika’ydı. Neden Meksika ? 1970’li yıllarda ABD’de 1 milyon civarında domuz çiftliği varmış ve bunlarda da 53 milyon domuz aynı anda barındırılıyormuş. Ama neoliberal politikalardan sonra Meksika hem yatırım yapacak şirketler için hem de orada ucuz işçi çalıştırmak isteyen şirketler için cennet haline gelince (diğer bağımlı kapitalist ülkeler gibi) Meksika’nın kuzey sınırlarındaki kasabalara 65 bin tane yeni çiftlik kuruyorlar. 2007 yılındaki verilere baktığımızda neredeyse hepsinin Amerikan Sermayesine ait olduğu bu çiftliklerde 65 milyon tane domuz olduğu bilgileri vardı. Düşünün daha önce ortalama 53 domuzun yaşadığı çiftliklerde 2007’ye geldiğimizde bir çiftlikte 1000 domuz yaşar hale gelmiş. Ve H1N1 virüsü köken olarak mevsimsel bir grip virüsü idi o tarihe kadar ve yalnızca domuzlarda grip yapıyordu. Düşük ücretli ve kötü koşullarda çalıştırılan domuz çiftçileri işçileri domuzların salya ve sümükleriyle temasıyla virüsler işçilere geçmeye başladı” dedi.

“Virüs mutasyonları, evrimin bugünkü görünen halidir.”

Onur Hamzaoğlu bir süre sonra mutasyona uğrayarak domuzdan insana ve daha sonrasında insandan insana geçmeye başlayan virüsün mutasyon süreci ile ilgili olarak da “Virüslerdeki mutasyon bugün için evrimin görünen halidir. Virüsler değişik çevre koşullarına uyum sağlayıp varlıklarını sürdürebilmek için mutasyon geliştirirler. Ve virüsün canlılığı için bakterilerden ve diğer mikroplardan farklı olarak canlı bir hücreye gereksinim duyarlar ki genetik yapılarını çoğaltıp aktarabilsinler.” derken bu mutasyondan sonra insandan insana bulaşan forma geçtikten sonra bu domuz çiftliği işçilerine yine neoliberal politikalar sebebiyle paramparça edilmiş bir sağlık sisteminde, tüm bölgeye yayılan bir hastalığın farkedilmesinin çok uzun sürdüğü ve virüsün pandemi haline geldiği açıklandı.” dedi.

“Meksika’yla Wuhan birbirine çok benziyor.”

Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu COVID-19 pandemisi için de: “Bu salgının başladığı yer Wuhan. Hubei eyaletinin başkenti ve Çin’in 7. Dünya’nın 42. büyük kenti. Dünyanın en büyük 500 şirketinin 230’unun burada yatırımı var ve üretim yapıyorlar. Son 20-25 yılda Wuhan’da yaşam bütünüyle değişmiş durumda. Ve öyle ki işçiler köyden kente göç etmiş kentin periferinde yaşayan insanlar değil doğrudan doğruya köyden kente bu fabrikalarda çalışmaya getirilmişler ve haftanın 6 gününde fabrikalarda yatıp kalkar halde çalıştırılıyorlar, sadece 1 gün evlerine gidebiliyorlar. Ve vardiya değişimi makina başında olmuyor sadece, koğuştaki yataktan vardiya değişimi oluyor. Bu fabrikaların yöneticileri yatırımcı şirketlerin dışardan getirdiği kişiler ama altta milyonlarca işçi bu koşullarda çalıştırılıyor. İşte bu yaşam ve sefalet tıpkı Meksika’daki domuz çiftlikleri gibi Wuhan’da da daha önce hayvanlarda bulunan bir virüsün mutasyon sonucu insanlara geçmesine daha sonra insanlardan insanlara bulaşıp salgına ve ardından da pandemiye neden oldu.” derken “İki virüs de neoliberalizmin insanların insan gibi, hayvanların hayvan gibi, bitkilerin bitki gibi yaşamasına engel olmasından kaynaklanıyor. Açlık, sefalet, yorgunluk ve beslenme bozukluklarının insanları daha kolay hastalanabilir hale getiriyor.” diye belirtti.

“Sosyalizmde Bu Salgınla Nasıl Mücadele Edilirdi ? Yanıtı çok basit : Eğer dünya ülkelerinin tümünde sosyalizm olsaydı, bu salgın olmazdı.”

“Sosyalizm olsaydı, bu salgın olmazdı” saptamasının çok iddialı ama bir o kadar da bilimsel olduğunu belirten Hamzaoğlu: “Sosyalizmde domuzlar domuz gibi, insanlar insan gibi, kurbağalar kurbağa gibi, çiçekler çiçek gibi, bitkiler de bitki gibi yaşardı. Doğanın bu dengesi bozulduğu andan itibaren her şey birbiriyle çok farklı ilişkilere girmeye başlıyor. Maliyetlerin ucuzlaması adına yapılan doğa talanı bu koşulları bozuyor. Pandemi sebebiyle üretimin durduğu yerlerde hava kirliliği azaldı. Corona tipi virüsleri insanlık 60’lı yıllarda keşfetti. Bu yaşadıklarımız kapitalizmin biz insanlara “hediyesidir” esasında.”

“Sovyetler Birliği, fabrikalardan okullara tümüyle entegre bir sağlık hizmetleri örgütlenmesi yaratmıştır.”

Sovyetler Birliği’nde tüm finansman kaynaklarının toplumsal örgütlendiğini vurgularken “Dolayısıyla sağlık hizmetlerinin tüm giderleri de toplumsaldı. Hem birinci basamak sağlık hizmetindeki entegre hizmet, hem nüfus tabanlı hizmet, hem sevk zinciri gibi insanlık tarihine altın harflerle yazılacak bir model uygulanıyordu. Bunun yararlılığı insanlık tarihinde yaşanmışlık olarak vardır. Eğer domuzların domuz gibi yaşamasına izin verebilecek bir özelliğe sahip olsaydı kapitalizm -ki mümkün değil- o zaman domuzlarda grip yapan H1N1 mutasyona uğramayacaktı. Çünkü mutasyon, virüs insan vücudundayken gelişiyor. Aynı şekilde Coronavirüs için de temasın yoğunluğu ve koşulların olumsuzluğu bu virüsü insanlara taşıyor. Yoksa virüslerin de insanları hasta etmek gibi bir amacı yok, varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar. Onların domuzda, yarasalarda, develerde(MERS Virüsü) yaşamakla bir sıkıntıları yoktu ama doğanın koşulu bozulunca maalesef bunlar yaşanıyor. “diyerek sözlerini bitirdi.

Pandemi süresinde “Özgür Bilimsel Eğitim İçin Özgür Üniversite” derslikleri; sosyalizm ufkundan bakan bir eğitim serisi olarak devam edecek.