PTT işçilerine üçlü kıskaç: İş yükü, tedbirsizlik, taşeron sistem

PTT işçileri, işçi sayısındaki açığın giderilmesini, tüm işçilere belli periyotlarda test yapılmasını ve kadro verilmesini istiyor

Koronavirüs salgını döneminde iş yüklerinin arttığını, alınan önlemlerin yetersiz olduğunu belirten PTT işçileri bir yandan da iş güvencesi olmadan, yani taşeron olarak çalışıyor. Evrensel’e konuşan işçiler işçi sayısındaki açığın giderilmesini, tüm işçilere belli periyotlarda test yapılmasını ve kadro verilmesini istiyor.

İstanbul’da Avrupa yakasında çalışan bir işçi “Koronavirüsün yoğun olduğu süreçte fazla mesai yapmak zorunda kaldık. Cumartesi ve pazar günleri de çalıştık. Posta dışında maske ve maddi yardım dağıtımlarını da yaptık. Normalde maddi yardımları dağıtmak bizim görevimiz değil ama bize yaptırdılar. Tabii bu dönemde insanlar evde olunca kargo sayısı da arttı. Kronik hastalıkları olan arkadaşlarımız da izinli sayılınca ve onların yerine kimse alınmayınca tüm işler bize kaldı” dedi.

Krizi fırsata çeviriyorlar

Anadolu yakasında çalışan bir işçi de şunları söyledi: “İnsanlar online sipariş vermeye daha çok başladı. PTT de bunu fırsat bildi. Bir online satış mağazasından günlük 6 bin tane ürün gelirken şimdi 80 bin tane geliyor. PTT de bunu işçilere yükleyerek fırsata çeviriyor. Karantina altında olan arkadaşlarımız da oluyor. Onların işlerini de biz yapıyoruz. Günde 3-4 çuval yükle her gün dağıtıma gidiyoruz. Plazalarda, sitelerde daha yoğun nüfusta olan yerlerde daha çok kargo geliyor. Tabii işin başka bir yanı cüzzamlı muamelesi görüyoruz. İnsanlar kapıyı açmıyorlar, kapının önüne bırak git diyorlar.”

Pozitif vaka çıkan yerde çalışma sürüyor

Posta, dağıtım, iletişim iş kolu salgın döneminde riskin en yüksek olduğu alanlardan biri. Avrupa yakasında çalışan işçi, “Şu ana kadar şüphelenen arkadaşlarımız kendi imkanlarıyla hastaneye gidip test yaptırdı. Biz bütün PTT şubelerine test yapılmasını istiyoruz” diyor.

Yine Avrupa yakasında başka bir bölgede çalışan işçi şöyle devam ediyor: “İlk zamanlar önemsemediler, sonradan maske eldiven dağıtmaya başladılar. Bir aydır günde 1 maskeyle dolaşıyoruz. Günde en az 4 tane kullanmak gerekirken, 1 maske kullanıyoruz. Millete maske dağıtırken biz maskesiz kalıyoruz. Açık söyleyeyim, korkuyoruz ve dağıtmamız için gelen maskeleri kullanmak zorunda kalıyoruz. Siperlikleri kendi cebimizden aldık. Dezenfektan hak getire. Bir ara bir kolonya dağıttılar. Bir kişi pozitif çıkarsa temasta bulunduğu kişi çalışmaya devam ediyor.”

Anadolu yakasında çalışan işçi ise “Birçok merkezde kontrol yapılmadı, önlemler çok geç alındı. Tek maskeyle bütün günü geçiren arkadaşlarımız var. Müdür kendi çabalarıyla yapıyor. Sadece bir ateş ölçer var. Gelip test yaparlarsa ve pozitif çıkarsa iş yürümeyeceği ve zarara uğrayacakları için korkuyorlar. 50 metrekarede 30 kişi bir aradayız düşünsenize” diyor.

“Kadro bizim hakkımız”

PTT işçilerinin en önemli taleplerinden biri de kargo. İşçiler şunları söylüyor: “PTT’de memur statüsünde olanlar, memurun haklarına sahip olup 657 sayılı Kanun kapsamında olmayan İHS’liler (idari hizmet sözleşmesi) ve taşeron şirketlere bağlı işçiler çalışıyor. Biz taşeron işçilerle memur ve İHS’lilerin ücretleri arasında neredeyse yarı yarıya fark var. Ama kadrolulardan iki üç kat daha fazla çalışıyoruz. Kadrolular adli evrakları ulaştırıyordu. Şu an adli evraklar yapılmıyor. Tamam kadrolu arkadaşlar yardım ediyor ama her merkezde böyle olmuyor. Onlar da bu durumdan şikayetçi. Ama bir yandan da onların sendikaları var. Yani bütün yük taşeronun sırtında. Kadrolular ulaşım araçlarına ücretsiz biniyor, biz kendi paramızla. Özel sağlık sigortaları var. En önemlisi biz bir haksızlık karşısında itiraz ettiğimizde kapıyı gösteriyorlar, yani iş güvencemiz yok.”

PTT işçilerine 2 bin liralık ek ödeme yapılacağı söylentilerini hatırlatan işçiler, “Böylece ağzımıza bir parmak bal çalacaklar. Ama biz koşullarımızın düzeltilmesini, tüm işçilere test yapılmasını ve hakkımız olan kadroyu istiyoruz” dedi.

Aynı işi yapıyorlar ama farklı iş kollarında gözüküyorlar!

PTT işçilerinin sorunlarının günbegün arttığını dile getiren DİSK/İletişim-İş Genel Başkanı Ünal Doğan, “İş yükleri artıyor, risk altında çalışmalarına rağmen test yapılmıyor ve kadro verilmiyor. Bunun yanında bir iki yıllık ihaleler yapılıyor ve ihaleyi alan şirketlerin bir kısmı iletişim bir kısmı taşımacılık iş kolunda gözüküyor. Bu işçinin birlikte hareket etmesini zorlaştırıyor. Ankara’daki işçiyle Bursa’daki işçi aynı işi yapıyor ama iş kolları farklı. Bu sendikanın işlevinde ciddi bir sorun yaratıyor. İşçiyi bölmeye yönelik bir şey. Bunun bir düzene sokulması gerekiyor” dedi.

Ünal, “Ancak işçilerin birlik olmadan bu sorunları aşamayacağını biliyoruz. Tüm bu sıkıntıları çözmek için işçileri sendikamıza üye olmaya çağırıyoruz” diye konuştu.