Rodrigo Londoño: “Barış süreci sonuç değil karmaşık sürecin başıydı” – Yavuz Özcan

FARC Genel Başkanı Rodrigo Londoño: “Bu bir gerçek ki, silah bırakan FARC mensupları öldürülüyor. Bunu ben defalarca belirttim, bizi öldürmelerine rağmen barış yolunda inatla ilerliyoruz. Biz dün neysek, bugün de oyuz ve aynı ilke ve değerlerimizi ölümüne koruyoruz ve koruyacağız.”

Kolombiya Hükümeti ile Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) arasında 2016’da ilan edilen, gelinen aşamada ise adı ‘Öldüren Barış’ olarak ifade edilen sürecin, gerçek bir barışa evrilmesi için FARC Genel Başkanı Rodrigo Londoño (Timochenko) çabalarını sürdürüyor.

Silahlı mücadele veren Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri’nin (FARC) eski lideri, şu anda ise legal siyasi parti ‘Toplumun Alternatif Devrimci Gücü’nün (FARC)’ Genel Başkanı Rodrigo Londoño (Timochenko), gazetemize konuştu.

‘Timochenko’ kod adıyla bilinen Rodrigo Londoño, barış anlaşmasıyla birlikte verilen güvencelerin halen tam anlamıyla yerine getirilmediğini, gerek üst düzey lider kadro, gerek antlaşma gereği sivil yaşama geçen gerillaların, sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin ve sendikacılar halen yaşamları ve özgürlüklerinin tehdit altında olduğunu belirtiyor.

Timochenko, kendilerinin verdikleri sözleri tutmalarına rağmen Kolombiya Hükümeti’nin sorumluluklarını yerine getirmediğine işaret ederek “Ülkede gerçek bir barış ortamının sağlanması yönündeki beklentiler henüz hayata geçirmiş değil” diyor. Ancak Timochenko, Kolombiya Hükümeti’nin barış anlaşması ile yüklendiği görevleri yerine getirmemesinden dolayı FARC adına Baş Müzakereci olarak görev yapmış olan Ivan Marquez dahil, yeniden silahlanma kararı olan eski arkadaşları için ise “Kendi hatalarını gizlemek için bildiri yayınlayan modası geçmiş bir avuç hayalperest” değerlendirmesi yapıyor.

Ivan Marquez ve bir grup FARC gerillası, 29 Ağustos 2019’da gerilla elbiseleriyle bir basın açıklaması yaparak yeniden silahlı mücadeleye dönme çağrısı yapmıştı.

İşte Rodrigo Londoño’ya (Timochenko) sorularımız ve yanıtları…

Eski arkadaşlarınızın silahlanma kararı alması, barış anlaşması üzerindeki nasıl bir etkisi olacak?

Bu kararı alanlar, kendi hatalarını gizlemek için bildiri yayınlayan modası geçmiş bir avuç hayalperest, benim çıkardığım sonuç budur. Bunların ne bir projesi ne de bizim yaptığımız şey üzerinde bir etkileri var. Barış anlaşması imzalayanların yüzde 95’ten fazlası olarak FARC partisine, Kolombiya ve dünyaya sözümüzde duracağımızı belirttik. Silahlanma kararı alanları çok yakınen tanıyorum, onlarla birlikte yaşadım, birlikte çatışmalara girdim. Bu kararı almalarına samimi bir şekilde üzüldüm. Marquez ile Jesus Santrich’in Havana’daki barış görüşmelerindeki rolü çok büyüktü. Ancak aldıkları bu kararla bütün bu çabaların sonuçlarına zarar vermeleri üzücü bir durum.

Bu kararla birlikte dünyada şöyle bir algı oluştu. FARC’ın solu silahlandı algısı, buna katılıyor musunuz?

FARC gibi silahlı bir örgüt yapısının öyle kolay oluşmadı. Bu konuda gerçekçi olmak lazım. Barış görüşmelerine kadar FARC’ın sahip olduğu şartlarla bir yapı oluşturmak için 50 yıldan fazla bir zaman aldı. Son derece karmaşık ve zor bir çatışmanın ortasında, emrinin altındakilerin bile kontrolden çıkabildiği durumlarda birlikler oluşturmak, insanları belirli prensipler altında bir arada tutmak hiç kolay değil bir iş değildir. Yalnızca biz FARC olarak değil, Kolombiya’daki tüm siyasi partiler, hükümet ve uluslararası toplum Marquez’in silahlanma kararını reddederek bu kararın hiçbir şekilde haklı yanının olmadığını belirtti. Eğer böyle değerlendirenler varsa yanılıyorlardır. Biz dün neysek, bugün de oyuz ve aynı ilke ve değerlerimizi ölümüne koruyoruz ve koruyacağız.

Marquez ve arkadaşları barış anlaşmasından sonra öldürülen çok sayıda FARC mensuplarının olduğunu ve hükümetin barış anlaşmasının gereklerini yerine getirmediğini belirtiyorlar. Siz bu konuda farklı mı düşünüyorsunuz?

Evet bu bir gerçek. Silah bırakan FARC mensupları öldürüldü ve hala öldürülüyor. Birçok kez ben bunu söyledim, bizi öldürmelerine rağmen barış yolunda kararlıca ilerliyoruz. Yalnızca eski FARC mensupları değil, insan hakları ve çevre savunucularını da öldürüyorlar. Bu, iç çatışmanın bir sonucu ve hala üstesinden gelmemiz gereken çok önemli bir konu. Ama eski FARC mensuplarının öldürülmesi, tekrar silahlanmaya yol açmamalı. Bu ölümler, eski mensuplarımızın silahlanma kararını etkiler ama biz barış anlaşmasını imzaladığımızda bunu zaten biliyorduk. Marquez ve silahlanma kararını açıkladıkları videoda yer alanlar, bunu biliyorlardı. Bunları defalarca birlikte konuştuk, analiz ettik. Barış anlaşması bizim için varılan bir sonuç değil, oldukça karmaşık ve zorlu sürecin olduğu bir başlangıç noktasıydı. Kolombiya’da şiddete yol açan aşırı sağın sessiz sakin kalmayacağını, bizim hayatımıza kast edeceğini biliyorduk, bu yeni bir şey değil yani. Kutuplaştırmayı tırmandırmaktan kaçınılması gerekiyor. Bu hem bize hem de hükümete düşen görevdir. Birbirimizi karalamayı ve ayrıştırmayı en aza indirgememiz gerekiyor. Barış anlaşmasından sonra gelen hükümet başından beri Kolombiyalıların barış yolunda ilerlemesine karşı çıkıyor.

Siz kendiniz de belirtiyorsunuz, hükümetin anlaşmanın gereklerini yerine getirmediğini. Peki bu hep böyle mi devam edecek ve nereye kadar?

Bu tür barış anlaşmalarının kimsenin müdahale edemeyeceği kendi ömürleri var ve barış anlaşması FARC’ın değil, Kolombiya halkıyla uluslararası toplumun bir mirasıdır. Her geçen gün bu anlaşmayı daha fazla kişi savunuyor. Bütün problemlerin üstesinden gelinebilir. Ne kadar çok kişi barışı desteklerse, sorunları çözmek daha kolay olur, ki şu anda gerçekleşen de budur.

Kolombiya Hükümeti’nin, Venezuela Hükümeti’ni eski FARC liderlerine yardım etmekle suçlamasıyla iki ülke arasında oluşan gerginliği nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kolombiya Hükümeti’nin Venezuela’yı suçlaması doğru değil. Bana göre Kolombiya Hükümeti’nin yaptığı fırsatçı bir tutumdur. Ben, Venezuela’nın silahlanma kararı alanları desteklemediğine eminim ama burada bazı kesimler bu durumdan faydalanmak istiyor. Bu tarz suçlamalar sorumsuzluktur çünkü. Venezuela Hükümeti’ni desteklersiniz veya desteklemezsiniz ama bir hükümetin tutunacak hiçbir şeyi olmayan bir grubu (silahlanma kararı alan eski FARC liderleri) destekleyerek ülkesini riske atacağına inanmıyorum. Venezuela hem Chavez hem de Maduro döneminde Kolombiya’daki barış sürecini destekledi. Şimdi niçin birbirimizi öldürmemiz için bunu desteklesin ki. Bu tamamen gerçek dışı bir iddiadır.

Eski arkadaşlarınızın silahlanmasıyla, FARC isminin parti içi yapılacak kongreyle değiştirileceği belirtiliyor.  İsim değişikliği olacak mı?

Bunu daha önce ben önermiştim. Kolombiya’da yarım yüzyılın ardından silah bırakan FARC’ın kısaltmasını kullanmak için Toplumun Alternatif Devrimci Gücü anlamına gelen “Fuerza Alternativa Revolucionaria del Comun” isimli partiyi kurduk.  Kolombiya Hükümeti’yle FARC arasındaki barış anlaşmasında örgütün Baş Müzakerecisi Ivan Marquez ve Jesus Santrich, 29 Ağustos’ta bir grup eski FARC militanının eşliğinde okudukları bildiriyle tekrar silahlanma kararı aldıklarını açıklamaları sonucunda partinin isminin değiştirilmesi doğru bir karar olacaktır.

Marquez parlamento açılışına katılmamıştı. O dönemde mi bu silahlama kararı almıştı?

Marquez, Kongre’ye seçilmesine rağmen Jesus Santrich ve diğer arkadaşlarımızın hala tutuklu olmasını protesto ettiği için oturuma katılmadı. Kabul edilir bir durum değil çünkü. Ama o dönem mi böylesi bir karar aşamasındaydı doğrusu bilmiyorum.

Anlaşmanızda güvenliğinizi hükümetin sağlayacağı maddesi de var. Ama bu maddenin olması sizi sanırım kaygılarınızdan uzaklaştırmadı ve gerillalarınızın sizin güvenliğinizi koruma görevini yapmasını da anlaşmaya koydunuz. Bu nedenle hükümet 400 eski gerilla arkadaşınızı koruma görevlisi olarak işe aldı. Bu uygulama hala devam ediyor mu?

Barış müzakerelerini yürüten heyetin, örgütümüzün liderlerinin yaşamlarının risk altında olduğunu belirterek koruma görevlisi olarak sadece tanıdıklarımıza ve bildiğimiz arkadaşlarımıza güvenebileceğimizi belirttik. Bu isteğimiz temelinde eğitimlerinin ardından silah verilen arkadaşlarımız bu görevi yapıyorlar.

Eski gerillahların ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin can güvenliklerinin olmadığını ve öldürüldüklerini siz de belirtiyorsunuz. Anlaşma koşulları neden yerine getirilmiyor?

Hükümet, paramiliter güçleri devreye sokuyor. Sanki devletten bağımsızlarmış gibi ya da bağları yokmuş gibi. Tabii ki bu doğru değil. Biz sonuna kadar barışa bağlı kalacağız, umarım devlette kalır. Bu tür olaylar her dönem barışın önünde en büyük engel durumunda.  Devlet ‘barış imzalandı’ deyip güvenliği askıya almış durumda, oysa güvenliği bu güçler tehlikeye koyuyor, öldürüyor, kaçırıyor. Sivil toplum kuruluşlarına, sendikalara verilen korumaları geri çekiyorlar ya da cinayet, yolsuzluk gibi sorunlar nedeniyle işten atılmış ‘güvenlik birimlerinden’ kişileri, koruma olarak veriyorlar. Bu nedenle kendi güvenliğimizi kendi arkadaşlarımıza aldırıyoruz.

Kürtleri sempati ve hayranlıkla izliyorum

Kürdistan’daki gelişmeleri izlediğinizi biliyorum, gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Kürtlerin mücadelesini, hak arayışlarını yakınen takip ediyorum. Sempati ve hayranlıkla izliyorum. Biz her zaman Kürtlerin verdiği mücadeleye hayranlıkla baktık. Büyük sempatimiz, saygımız vardır ve hep öyle olacaktır. Suriye savaşında radikal dincilere karşı verdikleri olağanüstü mücadeleyi yalnız biz değil, bütün dünya saygı duydu. Ancak dünya Kürtlere karşı ne yazık ki sorumluluklarını yerine getirmedi. Onları kendi düşmanlarının önüne attılar ve seyrediyorlar. İnanıyorum ki bu yiğit halk şimdiye kadar kendisini nasıl koruduysa, bundan sonra da haklı mücadelelerinde kararlı adımlarla yürür. Mutlaka kazanacaklardır. Hak ve özgürlük mücadeleleri daima zorlu olmuştur. Gazeteniz aracılığınızla selam ve sevgilerimi tüm Kürt yoldaşlarıma ve Kürt halkına iletiyorum.

‘Öldüren Barış’ın dünü, bugünü

25 Ağustos 2016’da Küba’nın başkenti Havana’da çekilen, kravatsız beyaz gömlekleriyle üç adamın resim kareleri hala hafızalarda tazeliğini koruyor. İki kişi el sıkışırken, ortadaki üçüncü kişi el sıkışan ikisini alkışlıyor.

El sıkışanlardan biri Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) Baş Müzakerecesi Ivan Marquez, diğeri Kolombiya Hükümeti Baş Müzakerecisi Humberto de la Calle…

Kolombiya’da tam 52 yıldır süren iç savaşa son veren anlaşmayı imzalayan bu iki kişiyi alkışlayan kişi ise, 2012-2016 arasında Küba’da sürdürülen barış görüşmelerinde arabuluculuk rolü oynayan Küba’nın Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez’di.

Kolombiya halkı, bu fotoğrafın çekilmesinden beş hafta sonra (2 Ekim 2016) referanduma sunulan anlaşmayı reddedince herkes şaşırmıştı.

280 bin kişinin öldüğü, 47 bin kişinin kaybolduğu, yaklaşık 7 milyon kişinin yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kaldığı yarım asırlık bir iç savaş, tarafların ‘kabul edilebilir’ bulduğu bir anlaşmayla sonuçlanacak ve anlaşma, iç savaşta bu kadar büyük bir bedel ödeyen halk tarafından reddedilecekti; bu ilk anda herkese inanılmaz ve anlaşılmaz görünmüştü. Bir başka şaşkınlık ve anlaşılmaz olarak ilk etapta görünen ise, Kolombiya Hükümetiyle FARC arasındaki barış anlaşmasında örgütün Baş Müzakerecisi Ivan Marquez’in bazı eski arkadaşlarıyla aldığı silahlanma kararı oldu.

Baş Müzakerecilikten, tekrar silahlı mücadeleye dönme kararı veren Marquez ve arkadaşlarının durumunu biraz daha irdelemek gerekiyor. Ivan Marquez, FARC’ın üst düzey liderlerinden biri olarak 4 yıllık barış müzakerelerinde yer aldı. Yasal ve legal zeminde siyasal mücadele veren bir partiye dönüşen FARC’ın (Fuerza Alternativa Revolucionaria del Comun – Toplumun Alternatif Devrimci Gücü) Senato’daki 5 üyesinden biriydi. Marquez, Temmuz 2018’de göreve başlamak üzereyken FARC’taki silah arkadaşlarından Jesus Santrich’in tutuklanmasını protesto ederek görevi reddetti.

29 Ağustos 2019’daki video kaydında ise Marquez “İki yılda 500’ü aşkın toplum liderinin ve 150 gerillanın öldürüldüğünü” belirtiyor ve yeni gerilla grubunun, örgütün eski ismi Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri – Halk Ordusu (FARC-EP) adını alacağını ve farklı taktikler izleyeceğini duyuruyordu.

Kolombiya Hükümeti ile ülkenin en büyük gerilla örgütü Kolombiya Silahlı Devrimci Güçleri (FARC) arasında imzalanan barış antlaşmasının ardından silahları bırakan FARC, yasal partiye dönüştü. Resmi kongresini yapıp seçimlere katılarak Parlamento’ya 5, Senato’ya 5 üye yolladı.

Yeni kurduğu siyasi partinin Fuerza Alternativa Revolucionaria del Comun/Toplumun Alternatif Devrimci Gücü kısaltması ile yine FARC olarak kaldı.

Cinayetler barışı çıkmaza sokuyor

Kolombiya Hükümeti ile FARC arasında 25 Ağustos 2016’da imzalanan barış anlaşması üzerinden 3 yıldan fazla bir zaman geçti. Küba garantörlüğünde ve BM gözetiminde 3 yıl önce gerçekleşen silah bırakma anlaşmasından bu yana 151 eski FARC-EP gerillası, gerillaların ailelerinden de 35 kişi olmak üzere toplam 666 kişi, hükümete bağlı paramiliter gruplar ve çeteler tarafından katledildi. O nedenle de Kolombiya barış anlaşması, “Öldüren Barış” olarak ifade ediliyor.

Kolombiya’da paramiliter güçlerin son işlediği cinayetlerden birine ilişkin bölgeyi yakından takip eden yazarımız Aykan Sever kişisel Twitter hesabında 26 Kasım’da şu paylaşımı yapmıştı: “Öldüren Barış’tan notlar: Kolombiya’da hafta sonu Hernán Antonio Bermúdez Arévalo isminde bir çiftçi lideri katledildi. Cinayeti işleyenlerin devlet destekli paramiliter gruplar olduğu sanılıyor…”

Kolombiya’da halk kasım ayı sonunda protesto gösterileri yaparak, paramiliter güçler ve hükümetin sindirme politikasını kabul etmeyeceklerinin mesajını mesajını verdi.

Kaynak: Yeni Özgür Politika