SARS-CoV-2 hava yoluyla yayılıyor olabilir; ancak daha fazla araştırma gerekiyor!

Dünya’nın saygın tıp dergilerinden New England Journal of Medicine’da yayımlanan bir makalede SARS-CoV-2’nin çeşitli yüzeylerde ve aerosollerdeki stabilitesi incelendi. COVID-19 pandemisine sebep olan SARS-CoV-2’nin aerosollerde en az 3 saat boyunca kalabileceği gösterildi. Peki nedir bu “aerosol” ve neden bu kadar önemli?

İnsan solunum yolundan kaynaklanan vücut sıvıları iki çeşittir. İlki çapı 5 mikrometreden büyük olan “damlacık“lar, ikincisi de bundan daha küçük olan “aerosol“ler. Bazı damlacıklar gözle görülebilir büyüklükteyken aerosoller gözle görülmez ve genellikle oda havasında uçuşan tozlara karışırlar. Tek bir öksürüğün binlerce damlacık saçabildiği kaydedilmiştir.

Damlacıkların iyi tarafı daha büyük ve ağır oldukları için fazla uzaklaşamamaları ve havada kalamadan yere inmeleridir. Aerosoller ise oldukça hafiftirler, hemen yere inmezler ve ortam havasıyla karışarak bir sıvı-gaz süspansiyonu oluştururlar. Bu nedenle damlacık yoluyla bulaşan bir enfeksiyon etkeni özellikle hasta kişinin solunum yolu mukozalarıyla temasına yönelik önlemler alınırken; aerosol yoluyla bulaşan bir enfeksiyon için hasta kişinin bulunduğu tüm kapalı mekanlarda negatif basınç ile hava temizleme yöntemleri kullanılır, ortam havasının bütününün “hastalık bulaştırıcı” olduğu düşünülür.

Yapılan çalışmada insan solunumu kaynaklı bir aerosolü taklit edebilmek için hastanelerde sağlık ekipmanı olarak kullanılan nebülizatör cihazlarından faydalanılmış. Nebülizatör cihazı adeta bir “öksürme simülatörü” olarak kullanılıp ortam sıcaklığı 21-23 °C’de, nem oranı da %40’ta sabitlenerek sunî aerosoller üretmesi sağlanmış.

Ancak nebülizasyon işlemi ile öksürmek farklı olgulardır. Nebülizatör daha çok entübasyon ve bronkoskopi gibi girişimsel işlemlere benzetilebilir. Bu yüzdendir ki COVID-19 hastalarının odalarında yapılan incelemelerde virüsün havada veya havalandırma kanallarında bulunmadığı gözlenmiştir. Diğer yandan yoğun bakım ve girişimsel işlemleri uygulayan sağlık personelinin, N95 maske takıp fazladan tedbir alması Dünya Sağlık Örgütü tarafından uyarılır.

Virüs canlılığının aerosolde yarılanma ömrü ortalama 1,1 saat olarak hesaplanırken deneyin sürdürüldüğü 3 saat sonunda incelenen aerosollerdeki virüs yoğunluğunun hâlen bulaştırıcılık seviyesinin üstünde olduğu kaydedilmiş. Araştırmacılar aerosoller ve çeşitli yüzeylerde virüs stabilitesini 2002-2003 yıllarındaki SARS salgınının etkeni olan SARS-CoV-1 ile karşılaştırmalı olarak ele almışlar ve her iki koronavirüs alt tipi için benzer sonuçlar elde edildiğini kaydediyorlar.

Aerosoller, plastik, çelik, bakır ve karton yüzeylerde virüs yoğunluğunun zamanla değişimi. SARS-CoV-1 ve 2 karşılaştırmalı olarak çalışılmış.
Aerosoller, plastik, çelik, bakır ve karton yüzeylerde virüs yoğunluğunun zamanla değişimi. SARS-CoV-1 ve 2 karşılaştırmalı olarak çalışılmış.
New England Journal of Medicine

 

Şimdilik tek bir çalışmadan ibaret bu bulgu. Ayrıca virüsün toplumsal kullanımda sık karşılaşılan plastik, çelik yüzeylerde uzun süre canlı kalabildiğine de dikkat çekilmiş. Makale yazarları bu konuda şunları söylemişler:

Test koşullarında SARS-CoV-2’nin stabilitesinin SARS-CoV-1’e yakın olduğunu bulduk. Bu da iki virüs arasındaki epidemiyolojik farklılıkların üst solunum yollarındaki yüksek viral yük, asemptomatik kişilerde virüsün çoğalıp bulaşabilmesi gibi faktörlere dayandığını gösteriyor. Bizim sonuçlarımız virüs yüzey tipine bağlı olarak günlerce canlı kalabildiği için hava yoluyla ve temas yüzeyleri (“fomitler”) ile bulaşmanın akla yatkın olduğuna işaret ediyor.

Eğe bu bulgular gelecek çalışmalarla desteklenirse virüse karşı küresel mücadelede yeni yöntemler gündeme gelebilir. Özellikle kapalı ortak yaşam alanlarındaki hava temizliğiyle ilgili yeni tedbirler uygulanabilir. Fakat deneysel çalışmalar henüz hava yolu ile yayıldığını açıklayacak kadar bulgu sunmamıştır. Yine de önlemleri almak ve her türlü sürece hazırlıklı olmak şu anki en önemli görevimiz.