Selçuk Mızraklı davasında tutukluluğa devam kararı: Bu davada hukuka dair bir şey yok

Tutuklanan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı’nın davasında avukatlar tahliye talep etti. Mahkeme heyeti tutukluluğun devamına karar verdi

Yerine kayyum atanmasının ardından tutuklanan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı’nın “terör örgütü üyesi olmak” iddiasıyla 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın 2’nci duruşması Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinde başladı. Duruşmada Mızraklı’nın avukatları tahliye talep ederken mahkeme heyeti tutukluluğun devamı yönünde karar verdi.

Mızraklı segbis ile bağlandı

Duruşmaya Almanya Büyükelçiliğinden Siyasi İşler Dairesi Başkatibi Paul Amann, Avrupa Birliği Delegasyonu üyeleri, ABD Adana Siyasi İşler Konsolosu Rebacca Daffing, İnsan Hakları İzleme Örgütü temsilcileri, Düşünce Suçuna Karşı Girişim, Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, Barış Akademisyeni Onur Hamzaoğlu, Halkların Demokratik Kongresi (HDP) milletvekilleri Remziye Tosun, Dersim Dağ ve Musa Farisoğulları, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, HDP Diyarbakır İl Yöneticileri, TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri  Bülent Nazım Yılmaz’ın yanı sıra birçok sendika, meslek odası, insan hakları örgütleri temsilcileri katıldı. Duruşma öncesi katılmak isteyenler üst aramasından geçerek duruşma salonuna alındı.

Duruşmaya Adnan Selçuk Mızraklı Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanırken avukatları Cihan Aydın, Mehmet Emin Aktar, Zülal Erdoğan ve Muhsin Bilal hazır bulundu.

“Mızraklı şüpheli değilken ses kayıtları alındı, bunların geçerliliği yok”

Avukat Mehmet Emin Aktar “İddianamede iki şey yer aldı. İlk olarak DTK’deki faaliyetleri ve itirafçının beyanları. İddialara temel oluşturan ortam kayıtlarının müvekkilimin olup olmadığının araştırılması için ara karar verildi. Ses kaydı alınmış ve araştırmaya gönderilmiş. Ancak ne bizden ne Cumhuriyet Başsavcılığından görüş alınmaksızın bundan vazgeçildi. Mızraklı hakkında Eylül 2010, Mayıs 2013’te dinlemeler yapılıyor. Cumhuriyet savcısı üstü kapalı olarak hukuksuz bir şekilde ses kaydı alındığını itiraf etmiş oluyor. Bu delillerin dosyadan çıkması gerekiyor. Çünkü şüpheli olmayan birinin ses kayıtları alınmış ve dosyaya konulmuş. Bunların geçerliliği kalmıyor” diye konuştu.

“İtirafçının beyanlarının kurgu olduğu çok belli”

İtirafçının beyanlarını da değerlendiren Aktar, “İstanbul’da yalancı tanıkların olduğu kahveler var. Alacak verecek davası olan kişiler gidip oradan tanık ararlarmış. H.B.A. tam olarak o kahvedekiler gibi. H.B.A’nın beyanlarının kim tarafından alındığı belli değil. İfade tutanağı hukuka uygun değil. Mahkeme beyanların hukuka uygun olup olmadığını araştırmadı. Dışarıdan kim baksa H.B.A’nin beyanlarının kurgu olduğunu anlar” dedi.

Mahkeme önceki celse alınan ara kararları ve kovuşturmanın genişletilmesi taleplerini reddetti.

“Kim başkan olsa bu duruma maruz kalacaktı”

Duruşmada konuşan Diyarbakır Barosu Başkanı Avukat Cihan Aydın, “Üretilmiş bir dava ve öncesinden hazırlıkları başlamış. Kim başkan olsaydı bu hukuk dışı şeye maruz kalacaktı. Bu davada hukuka dair bir şey yok. Bir tanık var. Nasıl dinlendiği konusunda hiçbir bilgi yok. Sizin göreviniz bu delillerin nasıl oluşturulduğunu araştırmak değil mi? İddianame karar oluşturuyorsa mahkeme başkanı niye orada oturuyor? Bizim bu delilleri test etmemiz lazım. Ama siz bu kararlardan feragat ettiniz. Siz yargılamanın yolunu açmalısınız. Bizim talebimiz, Selçuk Mızraklı tahliye edilmesi. Bütün deliller toplandıysa niye tutukluyorsunuz? Delil karartma veya kaçma şüphesi yok. Siz de bu suça ortak oluyorsunuz. Ama yok diyorsanız adli kontrolle serbest bırakın” ifadelerini kullandı.

Mızraklı: yalan ve iftiralar devam etti

Duruşmada savunma yapan Selçuk Mızraklı, “SEGBİS ile katılmam hukuka aykırıdır. Bir daha SEGBİS ile katılmayacağımı belirtmek istiyorum. Siyasi saiklerle açılmış davalarda birçok ülkenin tarihinde leke olarak kaydedildi. Sartre’nin de yargılandığı 121 aydının davası var Fransa’da. Ya da Luxemburg’ların davası var. Bu durumlarda siyasi iktidarın verdiği karara göre hareket edilerek kolaycılığa kaçılmaz. Herkes bu durumdan sorumludur. Sonra bilmiyordum, aldatıldım diyemezsiniz” diye konuştu.

HDP’nin  kum torbasına çevrilmeye çalışıldığını söyleyen Mızraklı, “Bu durum bir devlet politikasıdır. Yine yalan ve iftiralar devam etti. Tekziplere yargı ses vermedi. Birçok yalan haber yapıldı. 1 Nisan’da Diyarbakır Valiliğinin yazı gönderdiği ortaya çıktı. Daha sonra itirafçının beyanları üzerine tutuklama yoluna gidildi. Bu durumların tarihine baktığımızda, bunların İstanbul seçimlerinin sonuçlara göre hazırda bekletildiğini anlıyoruz. Yapılan anketler halkın iradesinin hala bizden yana olduğunu gösteriyor. Hukuk devlete ait bir kavram değildir. Toplum da kendi hukukunu yaratabilir” diye konuştu.

‘Kürt özgürleşmeden türk özgürleşemiyor’

2013-2015 çözüm süreci bir umut yaratmasına rağmen AKP ile FETÖ’nün da boşanma süreci olduğunu söyleyen Mızraklı, “Dolmabahçe Mutabakatı’ndan vazgeçildi. Ardından yaşanan süreçte, iyiler kötü kötüler iyi, doğrular yanlış yanlışlar doğru, suçlular suçsuz suçsuzlar suçlu oldu” dedi.

Giderek artan hayat pahalılığına karşın tanzim satış noktaları oluşturulduğunu hatırlatan Mızraklı, “Damat tezgahların arkasından satış yapmıştı. Cumhurbaşkanı da ‘siz merminin fiyatını biliyor musunuz’ diye sormuştu. Demek ki mermi ekonomisinde olduğumuzu kabul etti. 2002’de 3Y’den bahsettiler. Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar. Şimdi onların yanına bir sürü Y eklendi. Yandaşçılık, yağmacılık, yalancılık, yalnızlaşma ve yıkma Amin Maoloufkurt bahtiyar olmasın siyasetinin önemi var. Kürt özgürleşmeden Türk özgürleşemiyor. Sağlıktan feragat ölüm, özgürlükten feragat esaret getiriyor. Tüm ülkenin geleceği, ortak bir gelecek demokratik ulus ve özgür yurttaşlıktan geçiyor” ifadelerini kullandı.

‘Savcı duyduğu her şeyi mütalaaya koymuş’

Hazırlanan mütalaanın torba yasa gibi yapıldığını söyleyen Mızraklı, “Savcı duyduğu her şeyi içine koymuş. Şimdi de KCK monte edilmeye çalışılıyor. Bir sürü KCK dosyası görüldü. Bunca zaman niye içinde yer almadım? DTK içerisindeki çalışmalarda yer aldım. Sağlık komisyonunda yer almadım ama doktor olunca doğal üyesi oluyorsunuz herhalde. Mevsimlik işçiler için çalışmalarda da yer aldım. Gözaltına aldıklarında da evde ameliyat yaptığımı söylemişlerdi. Neyse ki 6 gün sonra gerçek ortaya çıktı. 90’larda itirafçılara cinayet işletiyorlardı. Şimdi de hukuk cinayeti isletiyorlar. 72 kere ağırlaştırılmış müebbetle yargılanan itirafçı şimdi tahliye ediliyor” diye konuştu.

‘Tutukluluk haline devama ilişkin dayanaklar çürütüldü’

İddia makamının meslekte tecrübeli olmadığını belirten Avukat Muhsin Bilal, “Dosyayı baştan sona yeniden okumalı. Bir sürü hata olduğunun farkına varılacak. Sarmaşık Derneği’ne dair suçlamalar yapılamaz. Biz üyelerin profilini faaliyetleri etraflıca mahkemeye sunduk. Ancak ne yazık ki okunmuyor herhalde. Tutukluluk halinin devamına ilişkin sadece tek dayanak itirafçının beyanları kalıyor. Biz onun da hukuk dışı olduğunu kanıtladık. Üretilmiş bir beyandı. Çürüyen bir beyanı esas olarak alıyorsunuz. Bu çok trajik bir durumdur. Tespitli olan somut delil ifadesini hayatımda hiç görmedim. Başka türlü bir dil kullanın ama hem hukuka hem de kanuna uygun olsun. Tutukluluk halinin devamına ilişkin dayanaklarınızın  çürümüş olduğunu hatırlatmak istiyorum” ifadelerini kullandı.

‘Tahliye kararı veremiyorsanız mahkemeyi bırakın’

Tekrar söz alan Avukat Mehmet Emin Aktar, “Kuvvetli delil şüphesi yok. Müvekkil hakkında Eylül 2017’den beri yurtdışı yasağı var. Bir yere kaçmamış. Kaçma şüphesine dair maddi bir gerçeklik yok. Tanıkların dinlenmesi dediniz. Tanıkların da hepsi dinlendi. Tahliye kararı vermeniz gerekir. Veremiyorsanız mahkemeyi bırakın. ‘Biz tarafsız ve bağımsız davranamıyoruz’ deyip çekilin. Mızraklı’yı serbest bırakın ki bu ülkenin insanları hala bir umut var diyebilsin” dedi.

Verilen aranın ardından mahkeme heyeti, Mızraklı’nın üzerine atılı suçlamayla ilgili kuvvetli suç şüphesi, suçun vasıf ve mahiyeti gereğince adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar verildi. Duruşma 9 Mart saat 14.00’e ertelendi.

Duruşma sonrası adliye önünde açıklama yapılması polislerce engellendi. Sadece milletvekilleri izin verileceği söylendi. Açıklamaya izin verilmemesine karşın HDP Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy, “Kentin belediye başkanı yargılanıyor. Açıklama yapalım diyorlar. Valilik yasaklıyor. İçeride hukuk dersi veriyorlar ancak burada bir açıklamaya dahi izin verilmiyor. Valilik kendini hukukun üstüne koyuyor” dedi.

Ne olmuştu?

19 Ağustos 2019’da görevden alınan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, 31 Mart yerel seçimlerine 11 gün kala H. B.A. isimli itirafçının aleyhine verdiği ifade doğrultusunda 22 Ekim’de tutuklandı. Mızraklı’nın ikinci duruşması öncesi jet mütalaa veren savcı, Mızraklı’nın “terör örgütüne üye olduğu” iddiasıyla 15 yıla kadar hapis ile cezalandırılmasını istedi. Mızraklı’ya yöneltilen suçlamalar arasında H.B.A.’nin aleyhine verdiği ifadeler, DTK faaliyetleri ve Sarmaşık Yoksullukla Mücadele Derneği çalışmaları bulunuyor.