‘Sesimizi Duyun, Köyümüz Yok Oluyor’

Siirt Pervari’ye bağlı Ayvalıbağ Köyü, Limak Holding’e ait Çetin Hidroelektrik Santrali nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Barajın su tutmasıyla birlikte köyün kaymaya başladığını, ev ve ahırların yıkıldığını söyleyen muhtar Hasan Karaca, “Daha önce böyle bir çatlak, yıkım, kayma ile karşılaşmadık. Köyümüz 60 haneydi, son 20 gün içinde parası olanlar, göçünü alıp gittiler. Geri kalan 30 hanenin her birinde 10 nüfus yaşıyor. Çocuklar korkuyor, biz korkuyoruz” dedi.

Norveç Sanayi ve Ticaret Bakanlığına bağlı, Statkraft A.Ş tarafından yaklaşık 600 milyon euro maliyetle, Siirt’ten, Dicle nehrine dökülen, Botan Çayının üzerinde 2011 yılında yapımına başladığı ‘Çetin Hidroelektrik Santrali’nin (HES) inşaatı ‘güvenlik tehdidi’ iddiaları yüzünden Limak Holdinge 2017 yılında satmıştı.

Santral, enerji üretimi için Botan çayındaki su seviyesini düşürmeye başladı. Bu nedenle köyün bulunduğu arazide çatlaklar meydana geldi. Pervari’ye bağlı Ayvalıbağ Köyü sakinleri ise köylerinin yok olma endişesi karşısında sesini duyurmaya çalışıyor. Toprağın köyü içine çekmeye başladığını söyleyen köy sakinleri bölgede şu ana kadar sekiz ev, ahır vb. gibi yapıların yıkıldığını ya da zarar gördüğünü anlattı.

‘KADERİMİZE TERK EDİLDİK’

Yaklaşık 3 ay önce su biriktirilmeye başlanan santralde 3 hafta önce elektrik üretimine başlandığı öğrenildi. Santralin su çekmeye başlamasıyla korkularından geceleri uykusuz kaldıklarını söyleyen Muhtar Hasan Karaca yaşadıkları süreci Gazete Duvar’a anlattı.

Botan Çayı yanındaki köylerinin eğimli bir araziye sahip olduğunu belirten Karaca şöyle konuştu: “Projeye göre ‘Köyünüz su altında kalmayacak’ denildi. Ancak geçen haftalarda Milli Emlak ve santral yetkilileri köye gelerek ‘Köyünüzün kayma ihtimali yüksek. Size tapu başına denk gelecek şekilde ödeme yapılacak’ dediler. 50-60 gün oldu henüz geri dönen olmadı. Geçen sürede santral enerji üretimine başladı. Su seviyesi 2-3 metre çekildi. Görüntülerde de göreceksiniz, köy kaymaya başladı, zeminde çatlaklar oluşuyor. Bu köy 150-200 yıllık. Bize dedelerimizden kaldı. Daha önce böyle bir çatlak, yıkım, kayma ile karşılaşmadık. Köyümüz 60 haneydi son 20 gün içinde parası olanlar, göçünü alıp gittiler. Geri kalan 30 hanenin her birinde 10 nüfus yaşıyor. Çocuklar korkuyor, biz korkuyoruz. Son 10 gün içinde 7-8 tane taş ev yıkıldı. Bir ay sonra baraj suyunun yarısının bırakılacağını söylüyorlar. İki metrelik su çekilmesinde köy bu hale geldi. Suyun yarısı çekilirse köy yok olacak. Bizim can güvenliğimiz yok. Çünkü ne zaman böyle bir işlem olacağını bilmiyoruz. Artık kaderimize terk edildiğimizi düşünmeye başladık.”

‘HES, KÖY EKONOMİSİNİ BİTİRDİ’

Köy büyükbaş hayvancılık ile geçimini sağlıyor. Ancak barajın inşa edilmesiyle birlikte Ayvalıbağ ekonomisi de zarar görmüş. Köyün 70 yıllık bir köprüsünün su altında kalması ile birlikte geçimlerini sürdürmek zorunda olan insanlar kendi imkânları ile sal yapıp meraya ulaşabildiklerini söylüyor. Sal dışında meraya ulaşımın olmadığı bölgede, köylülerin her an ölüm tehlikesi ile karşılaşma riskleri var. Hayvanların dahi sal ile meraya götürüldüğünü söyleyen Muhtar Karaca, yetkililere seslenerek can güvenliğinin sağlanmasını ve ekonomik mağduriyetlerinin giderilmesini talep ediyor.