Şevval Sam’dan Kaz Dağları tepkisi: Bari oksijenimizi bize bırakın

Sanatçı Şevval Sam Kaz Dağları’ndaki ağaç katliamı için ‘Bari oksijenimizi bize bırakın’ dedi.

Sanatçı Şevval Sam, Kaz Dağları’nda doğa katliamına neden olan altın arama projesi için, “Neye karşı geleceğimizi şaşırdığımız bir dönem yaşıyoruz, artık bari oksijenimizi bize bırakın. Kaz Dağları’na binlerce insan gidiyor sosyal medya sayesinde. Bireysel olarak biz bunun için çaba sarf ediyoruz ama kitleler üzerinde etkin karşılığı olan kurumların, partilerin, belediyelerin yapması gerekiyor. En çok da onlara iş düşüyor” dedi.

Cumhuriyet’ten Ayça Han’a konuşan Şevval Sam’ın konuya ilişkin söyledikleri şöyle:

– Kaz Dağları’ndan konuşalım biraz da…

Bu ne ilk ne de tek, Karadeniz yıllardır yağmalanıyor. Şunun altını özellikle çizmek istiyorum, Kütahya’da Murat Dağı’na da göz dikilmiş vaziyette şu anda. Lunaparktaki oyuncaklar gibi; delikten kafa çıkıyor, ona vuruyorsun, diğer taraftan başka kafa çıkıyor, bu sefer onu yakalamaya çalışıyorsun ya onun gibi. Bir yandan da neye karşı geleceğimizi şaşırdığımız bir dönem yaşıyoruz, artık bari oksijenimizi bize bırakın. Burada inanç sistemlerinin, ideolojilerin, -izm’lerin, milliyetçiliklerin hepsinin kenara koyulması gerekiyor; burada ortak tek derdimizin bu yer kürenin, bu gezegenin, bu tabiatın korunması olmalı. Kaynaklar tükeniyor, kaynaklar kirleniyor, biz bir kavanozun içerisinde gibiyiz, yahu nereye gideceğiz? Dünyadan istemeyi biliyoruz, ama tek taraflı olmaz, ona karşılığını da vermek zorundayız. Arının balını paylaşabilirsin ama bütün peteğini almak diye bir şey olamaz, bir kısmını alırsın bir kısmını arıya bırakırsın ki bu döngü devam edebilsin. Onun tabiatına saygı gösterip, çiçeğini korursun ki o da bal versin, sen de şifalan, diğer canlılar da beslensin. Bu karşılıklı bir duygu alışverişi, saygı alışverişi, hep bana hep bana diye bir şey olmaz.

– Bütün ayrılıkları bir kenara bırakıp, yan yana durabilir mi sizce bu ülkede insanlar?

Mikro ve makro düzeyde bu bilince ermek gerekiyor. ‘Manzaramı kapatıyor’ diye, ‘kuşlar arabamı kirletiyor’ diye ağacı kesmek, yerine plastik palmiyeler dikmek… Bu zihniyetleri, bir bilinçlendirme sürecinden geçirmek zorundayız, bu da eğitimle olabilecek bir şey, farkındalık yaratmak gerekiyor. Bu anlamda sosyal medyanın gücüne inanıyorum. Kaz Dağları’na binlerce insan yürüyerek gidiyor sosyal medya sayesinde. İnsanlar birbirlerini duydu ve aynı amaç için oraya yürüdü. Bireysel olarak biz bunun için çaba sarf ediyoruz ama kitleler üzerinde etkin karşılığı olan kurumların, kişilerin, partilerin, belediyelerin yapması gerekiyor. En çok da onlara iş düşüyor.