Sokağın sesi: Doymuyoruz, ısınamıyoruz, batıyoruz…

Her geçen gün derinleşen ekonomik kriz yaşam standartlarını düşürmeye devam ederken, kısa kısa ay sonunu getirme telaşına düşen İstanbullular, krizin nedeninin AKP’nin yanlış politikaları olduğu görüşünde. 

Her geçen gün derinleşen ekonomik kriz yaşam standartlarını düşürmeye devam ederken, ay sonunu zor getirdiklerini dile getiren İstanbullular, iktidarın savaş politikalarının krizin temel sebebi olduğunu ifade etti. Elektrik, su, doğalgaz, kira gibi temel ihtiyaçların karşılanması ile ellerinde maaşlarından geriye pek bir şey kalmadığını ifade eden yurttaşlar, her şeyden kısarak ay sonunu getiremeye çalışıyor.

Ellerinde kalan üç kuruşla nasıl ay idare edeceklerini kara kara düşünen yurttaşlar, çözümü kemer sıkmada buluyor. Kimi yiyecek ve içeceklerden kısarken, kimi kıyafet almayı bırakıp eski kıyafetleri ile idare etmeye, kimi ısıtıcıları kapatıp çareyi battaniyelere sarılmakta bulurken, kimi yurttaşlar da yemeğin suyunu bol koyarak, günü kurtarmanın telaşında.

‘Günde bir öğün yemek yiyorum’

Krizin derin etkisini yaşayanlardan biri Ahmet Ertekin isimli yurttaş. İş bulamadığı için şartların daha da ağırlaştığını ifade eden Ertekin, “Kıt kanaat geçiniyorum. Günde bir öğün yemek yiyip, geçiniyorum. Akşam saat 5’ten 5’e yemek yiyorum. Onunla doymaya çalışıyorum. Yemeğin suyunu bol koyuyorum. Ekmeği de fazla doğruyorum. Kaşıklayıp duruyorum.  Yiyip karnımı doyuruyorum. Şu anda açım. Hanımım da 2 öğün yemek yiyor. İkimiz günde 3 öğün yemek yemiş oluyoruz. Bir insanın günde 3 öğün yeme hakkı vardır. İkimiz 3 öğün yiyoruz. Demek ki bir gün yemiş bir gün yememiş oluyoruz” sözleriyle yaşadıkları zorluğu anlattı.

Üst üste gelen zamlardan şikayet eden Ertekin, “Üst üste zam geliyor. Biz de kaldıramıyoruz. Bize de kemer sıkmak kalıyor. Yani her şeyden kısıyoruz, kemeri sonuna kadar sıkıyoruz. Kemer nerede patlar bilemiyorum. Hayatımda ne bir parti merkezine gittim, ne bir mitinge katıldım. Çoğu zaman oy bile atmadım. Atmaya da niyetim yok. Ben böyle süründükçe partiyi ne yapacağım” dedi.

‘Üşüdüm, allahım bu nedir dedim’

Krizin yarattığı zorluklardan nasibini alan bir diğer yurttaş da İpek Kıvanç. Her gün gelen zamlardan şikayet eden Kıvanç, yaşadığı zorlukları şöyle aktardı: “Geçinemiyoruz, hiç geçinemiyoruz. Şimdi benim doğalgaz sobasıydı. Sobam bozuldu. Biz de yaptıramadık. Elektrikli ısıtıcı koyduk. Bu ay 400 lira fatura geldi. Son ödeme günü 3’ündeydi, 6’sında keseceğiz dediler. Benim Vertiko hastalığım var. Baş dönmesi ile ilgili bir hastalık. Daha çok hastalandım stresten. Bu elektriğe ucuzluk istiyorum. Kış geldi ben yakamayayım mı? Hastayım. 400 lira fatura geldikten sonra kapadım. Zangır zangır titredim. Üşüdüm. Allah’ım bu nedir dedim. Niye 200 gelsin dedim. Ben daha rahat yakabileyim, ısınabileyim dedim. Bari kış günü şu elektriği ucuzlatsınlar. Çok şikayetçiyim. Benim belli bir ekonomim var. Ay sonunu getiremiyorum. Yukarıda Allah şahidim. İki hafta sonra bocalamaya başlıyorum. Ekonomim tümden düşüyor.”

‘Hükümet, insan yerine koymayan politika izliyor’

Toplumum büyük bir bölümünün yoksulluk girdabında kıvrandığını vurgulayan İbrahim Özkurt isimli yurttaş da, “Günümüzde yaşanan bir sürü intiharlar, hatta cinayetler bunun göstergesi. Suç oranlarındaki artış, kadınların öldürülmeleri, insanların kendilerini evlerde zehir içerek öldürmesi. Bunlar neyin göstergesi? Bunun yanında hükümetin savaş politikası, tüm bunlar insanların cebinden gidiyor. Bütçeden gidiyor. Onun için yoksulluk belki de cumhuriyet tarihindeki ya da 50’lerden sonraki en kötü noktasında. Tarihin hiç kaydetmediği kadar yolsuzluk girdabında şu anda Türkiye. Çok kötü bir durumda. Bana göre sanki iki tane Türkiye var. Birisi AKP cumhuriyeti biri de diğerleri. AKP tüm ekonomiyi kendi yandaşları ile paylaşıyor. Kendi seçmenine nakdi yardım yapıyor. Devletin kaynaklarından aldıklarıyla bunu yapıyorlar. Diğer yarısı umurunda bile değil. Diğer yarısını ezen, sömüren, insan yerine bile koymayan bir politika izliyor” diye konuştu.

‘Çırpınırken daha fazla batmak’

Bir işyerine paket servis elemanı olarak çalışan İnan Kaya da hayat pahalılığından, zamlardan, hükümetin politikalarından dert yandı. Kaya, “Normalde insanın haftada bir kere et yemesi gerekiyor. Etin kilosu olmuş 65 lira. Ben haftada bir kere evime et alsam ayda 300 liraya yakın para yapar. Şimdi ben 300 lira et alamam, öyle bir ihtimal yok. Sadece televizyon çalıştırmama rağmen ayda 100 lira elektrik faturası geliyor. Benim evimin kirası 800 lira. Varoş bir mahallede oturuyorum. Evimde soba yakıyorum. Doğalgaz kullanacak kadar cesaretli değilim. İki senedir petek yakmıyorum. Yakamıyorum daha doğrusu. Yine de bana 100 liranın altında fatura gelmedi. Nasıl olacak anlamadım. Petek yaksam demek ki bin lira fatura gelecek. Asgari ücretle çalıştığınızı farz edin. 12 saat mesai yaptığım için daha fazla alıyorum. Ama eğer asgari ücretle çalışırsam ben açım. Evime et götürme şansım yok. O eti rüyamda görürüm ancak. Ya da Kemal Sunal’ın filmindeki gibi cama ekmek banacağız artık. Asgari ücretle geçinen eve et girme şansı yoktur. Kira, elektrik, yakacak, ulaşım derken elde bir şey kalmıyor. Günde evime 30 lira harcasam, sabah, öğle, akşam simit alsam gene bin lira tutuyor. Bunlar bir yana ben daha elbiseye, kıyafete girmedim. Ben bu durumdayken çok fazla seçeneğim kalmıyor. Yine de ben sabırlıyım. Ama sabredemeyenler ne yapacak? Gidecek suça bulaşacak. Yani çırpınırken daha fazla batacak” ifadelerini kullandı.

‘Yeme içme artık bunları unuttuk’

Emekli maaşıyla kıt kanaat geçinmeye çalışan Kemal Ataş isimli yurttaş ise krizin kaynağını AKP hükümetinin yanlış politikalarında buluyor. Ekonominin gittikçe daha da kötüleştiğine dikkat çeken Ataş, “Bir çocuğum olmasına rağmen geçinemiyorum. Bu da hem çevremde hem de bende çok büyük bir yılgınlığa neden oluyor. Gidişat da iyi değil. Ülke iyi yönetilmiyor. Tek çare demokrasi. Bu ülkenin en büyük sıkıntısı bu. Bir de bu FETÖ gündeminden artık kurtulmak lazım. Gündemi de fazla işgal etmesin. Buna sığınıp da ülke politikasını boşuna meşgul etmesin. Suriye ve Libya politikası vs. Türkiye’nin bir an önce bunlardan sıyrılıp, kendine dönüp kendi iç meselelerini çözmesi lazım. Emekli maaşıyla geçinemiyorum. Artık yaşım da ilerlediği için ikinci bir iş yapma şansım da yok. Emekliye yüzde 5 zam, doğalgaza, elektriğe yüzde 30-yüzde 70 zam. Bir iki ay önce ödediğimiz elektrik 70 lira iken 130 liraya çıktı. Doğalgaz faturam geldi 530 lira, ödeyemedim. İkincisi de gelirse taksit yaptırmayı düşünüyorum. Ödeyemiyorum. Kıyafet alacak durumumuz hiç yok. Eskilerle yetinmeye çalışıyorum. Şu an tek sıkıntımız elektrik, doğalgaz, kira. Bunları ödersek tamamdır. Yeme içme artık bunları unuttuk. Beslenemiyoruz. Ekmek zeytin bulsak yiyoruz. Günü kurtarıyoruz işte” diye tepki gösterdi.

‘4 kişilik bir aile çay ve simitle beslense bile geçinemez’

Ülkenin yüzde 10’luk küçük bir kesimi dışında kimsenin geçinemediğini ifade eden Tuncay Kılıçarslan adlı yurttaş da “Asgari ücretin 2 bin 300 lira olduğu bir yerde 4 kişilik bir aileye sabah, öğle, akşam çay simit yedirterek geçindiremezsin. Bir liraya çay bir liraya simit olsa aile yine geçinemiyor. Ki bir liraya çay bir liraya simit nerede var! Bir bunu söylesinler önce. Ben de geçinemiyorum kimse de geçinemiyor. Borcu borçla kapatıyor millet. Öbür kredi kartıyla öbür kredi kartının borcunu ödüyor. Kimsenin geçinebildiği yok. Belli bir yüzde 10’luk kesimin dışında kimsenin geçindiği yok. Sadece elektriğe bakalım. Temmuz’dan bu yana ne geldi? 3 tane yüzde 15’lik zam. Ama bu yüzde 45 değil. Katlamalı geliyor. Yani yüzde 52.8 eder. Yani Temmuz’dan bu yana gelen zam yüzde 45 değil, yüzde 52. Hiç kimsenin ne elektriğe ne doğal gaza para yetiştirebildiği yok. Temmuz’dan önce gelen 45 liralık fatura şimdi en az 100 lira. Tek kişinin bile yaşadığı eve gelen zamlara bakın” diyerek isyan etti.

Kaynak: MA