Terrace Tema kulesindeki ‘Müslüman Kardeş’ – Bahadır Özgür

AKP dönemi palazlanmış ve 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında el konulmuş bir şirketin projesi; İhvan’ın önde gelen bir üyesi; arazi tahsisleri ve yardımlarla gündemden düşmeyen bir vakıf; inşaat firmasıyla iç içe geçmiş bir e-üniversite… İşte bir turnusol deneyi daha.

İktidarın Suriye politikası sadece dış açmazlar, mülteci akını veya içeride gerici retoriğe dayalı otoriter siyasal zemin üretmiyor. Aynı zamanda birtakım yeni ‘iş biçimleri’, kültürel yapılar, ideoloji üretim merkezleri de inşa ediyor. Çatışma sahasında kurulan cihadist ittifak, işlevsel bir aparat olmaktan çıkıp, giderek çok daha organik hale geliyor.

Mesela; Küçükçekmece’deki imar rantının üzeri kazındığında, Ensar’dan başlayıp dönemin en çok kollanan şirketlerinden Torunlar’a uzanan bir ilişki ağı beliriyor. Bu ilişkide AKP’li bir siyasetçinin oynadığı rolü, Suriye konusunda iktidarın bel bağladığı bir aktörün nasıl emlak simsarına dönüştüğünü görüyoruz. (İki hafta önce bu köşede konu ayrıntısıyla aktarılmıştı.)

Ya da IŞİD’li bir celladın üç yıl boyunca Bursa’da doğalgaz abonelerine hizmet verdiğini, bir diğerinin Recep Tayyip Erdoğan’ın evinin de bulunduğu Keçiören’de, tutsak ettiği Ezidi kadın ve kendi ailesiyle beraber yaşadığını öğreniyoruz.

Bütün bunlar tuhaf mı geliyor?

İşte ‘cepheden inşaata’ uzanan bu karmaşık ekonomi politiğin yapısı konusunda ipucu veren bir başka olay daha, gözümüzün önünde duruyor.

***

Adres yine Küçükçekmece; Atakent Mahallesi’nde bulunan 30 ve 40 katlı iki kuleden oluşan Terrace Tema. Projeyi yapan firma, sahibi FETÖ soruşturmasında gözaltına alınıp bırakıldıktan sonra yurtdışına kaçan ve TMSF tarafından el konulan İnanlar İnşaat. Ormanlık arazilere yaptığı çoğu lüks 226 projeyle tanınıyordu. Geride 215 milyon dolar banka borcu, yüzlerce mağdur bırakarak gündemden düştü.

Terrace Tema’nın mimarlığı ise MM Proje’ye aitti. 2005’te kurulan şirketin sahibi, o dönem Ümraniye Belediyesi İmar Komisyonu Başkanı ve İBB Meclis üyesi olan İbrahim Öztürk. İmza attığı imar izinleriyle hayli gündem olmuştu.

Terrace Tema’nın bir kulesinde şimdi, bir eğitim şirketi faaliyet yürütüyor. Bugüne döneceğiz, ama önce 13 Şubat 2013 gününe gidelim.

İstanbul Başakşehir’de küçük bir apartman dairesinde, Roshd Danışmanlık ve İnşaat, Gıda Limited Şirketi kuruldu. Kurucusu Kanada uyruklu Molham Rateb Al Drobi’ydi.
Bu ismi nereden hatırlıyoruz?

1964 Humus doğumlu Drobi, Suriye’deki Müslüman Kardeşler’in İcra Konseyi üyesiydi. Ardından Suriye Ulusal Konseyi’nin (SUK) kurucularındandı. Esat’ı devirme stratejisi olarak bilinen, ‘The Day After’ planının yaratıcılarındandı. Basında sık sık “Müslüman Kardeşler’in Suriye kolunun Türkiye temsilcisi” olarak yer aldı. (Türkiye basınında adı Mülhem El Drubi veya Droubi olarak da geçiyor.)

Peki şimdi ne yapıyor?

Kanada’da bir online eğitim girişimi başlattı. Malezya’da Asia üniversitesi ile işbirliği protokolü imzaladı. Ve 6 Aralık 2017 günü de Türkiye’de Roshd Academy Eğitim Limited Şirketi’ni kurdu.

Ticaret Sicil Gazetesi’nde ikametgah adresi olarak Terrace Tema görünüyor. 2013’te kurduğu danışmanlık ve inşaat şirketini de aynı adrese taşıdı. Şu anda üniversitesinin ve şirketinin merkezi burası.

Roshd Academy, bir e-üniversite. YÖK’ten ve Malezya Yeterlilik Kurumu’ndan (MQA) akreditasyonu bulunmuyor. Örneğine sık rastladığımız sertifika dağıtan online eğitim ve danışmanlık kurumlarından birisi. Ortadoğu’nun sanal eğitim merkezi olmayı hedefliyor. Önceliği, Suriyeli öğrencilere veriyor.

Drobi’nin Türkiye’deki partneri ise Sabahattin Zaim Üniversitesi. Hani Ensar gibi ismi gündemden düşmeyen İlim Yayma Vakfı’nın kurduğu ünlü üniversite.

Kısaca hatırlayalım:

Kökeni 1950’lere dayanan cemiyet, 1973’te vakıflaştı. 1974 yılında kamu yararı statüsünü kazandı. Türkiye’deki ilk imam hatip lisesini kuran vakfın şeceresine bakıldığında; geçmişten beri İslamcı siyasetin önemli kadrolarının, sermaye gruplarının, bürokratların soy ağacı çıkar. Mütevelli heyetinde Bilal Erdoğan’ın da bulunduğu vakfın ilk parasal kaynağı, Uğur Mumcu’nun gündeme getirdiği Rabıta’ya kadar uzanır.

Bugün Türkiye’nin her tarafında kendisine tahsis edilmiş binlerce dönüm arazisi, belediyelerin hibe ettiği binalara açılmış onlarca yurdu bulunuyor.

Vakfın gözdesi üniversitesidir. Daha önce kurduğu İrfan Koleji, 2010 yılında İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’ne dönüştü. Aynı yıl Vakıflar Genel Müdürlüğü, Halkalı Ziraat Okulu’na ait 337 bin metrekarelik araziyi üniversiteye tahsis etti. Şimdi Müslüman Kardeş Drobi’ye destek sağlıyor.

Eğitim ağının; İhvan’dan Gülen’e ve bugün de AKP’li vakıflara, ezelden beri İslamcı siyasetin en önemli kurumsal tezahürü olduğunu biliyoruz. Bu ağın esasında iktisadi, siyasi ve ideolojik çıkarların rahat hareket etmesini sağlayan ‘makbul’ ve ‘masum’ bir kan dolaşımı sistemi olduğunu, yakın dönem pratikleriyle de yeterince deneyimledik zaten.

Dolayısıyla AKP-Suriye otobanının tek yönlü ve tek boyutlu bir trafiği bulunmadığı muhakkak…

***
AKP dönemi iyice palazlanmış ve 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında el konulmuş bir şirketin projesi; İhvan’ın önde gelen bir üyesi; arazi tahsisleri ve yardımlarla gündemden düşmeyen bir vakıf; bereketli arsalara nazır inşaat firmasıyla iç içe geçmiş bir e-üniversite…

Bütün bunlar bir komplonun unsurları değil kuşkusuz. Her şey tam da yasalara uygun işliyor. Gizli saklı ipuçları aramaya pek lüzum yok; şeffaflık, karanlık dehlizlerden ziyade, bizatihi ‘aşırı aleniliğin’ parıltısında kayboluyor. Sahnedekiler, perde gerisindekilerden çok daha şaşırtıcı hale geliyor.

Nereye el atılsa, aynı evrenin parçaları beliriyor çünkü. Ve o evren israfla tanımlanamayacak kadar büyük, tahribatı, dini söylem manipülasyonuyla açıklanamayacak kadar derindir.

Devletteki klik çatışmalarının tartışıldığı bir dönemde, o kliklerin habitatının nasıl oluştuğunu da izlemekte yarar var.

Kaynak: Gazete Duvar