Türkiye cihatçı militanlarını alıp İdlib’i terk ediyor – Koray Düzgören

Rus ve Suriye güçleri, İdlib’in doğusundaki stratejik Maarat el Numan’a girdi. Lavrov Ankara’nın biran önce kendi militanlarını teröristlerden ayırt etmesini istedi.

Sonunda beklenen oluyor.

İdlib’te Rus ordu güçlerinin desteğindeki Suriye Ordu birliklerinin, İdlib’in doğusunda büyük stratejik önemi olan Maarat el Numan kasabasına girmesiyle Türkiye’nin İdlib’ten çekilme süreci başladı.

Kasabanın ele geçirilmesinden kısa süre önce bir açıklama yapan Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, İdlib’te cihatçı çetelerle ‘Ilımlı Suriye Muhalefeti’ kisvesi altındaki Türkiye destekli militanların ayırt edilmesi için Ankara ile mutabakata vardıklarını açıkladı.

Lavrov, “Silahlı gruplardaki militanlar, teröristlerle iletişimi tamamen kesmeli. Teröristler de silah bırakmalı, zira onlara hiçbir şekilde merhamet gösterilemez.” dedi.

Bu açıklama bir anlamda Türkiye’ye, desteklediği ya da maaşa bağladığı militanlarını El Kaide’ci teröristlerden biran önce ayırt edip bölgeden çıkartması için bir ültimatom niteliği taşıyor.

Lavrov’un sözleri çok açık, bu işlem biran önce yapılmazsa onlar da imha edilecek cihatçılardan sayılacak.

Zaten hemen aynı saatlerde Rusya destekli Şam güçlerinin Doğu İdlib’in kilit noktası olan Maaret el Numan’ı ve stratejik Şam-Halep M5 otoyolunu ele geçirdikleri duyuruldu.

Bu kasaba savaşın büyük kısmında cihatçı örgütlerin kontrolündeydi.

Bu gelişmelerle Türkiye, İdlib’teki cihatçı çeteleri ve militanlarını ikna ederek bölgeden ayrılmalarını sağlayamayınca (Hatta bunu başka hesaplarla hiç istemediği söylenebilir) Astana ve Soçi süreçleri ve diğer mutabakatlar da hükmünü yitirmiş oldu.

Rusya ile cihatçılar üzerinden yeni bir anlaşma mı?

Son olarak 9 Ocak’ta Türkiye’nin talebi üzerine İdlib’te bir kez daha ilan edilen ateşkese rağmen durumda bir değişiklik olmadığı görüldü. Ankara da artık oyalamalarla durumu kurtarmanın mümkün olamayacağını bir süredir anlamış olmalı.

Belki de yine Ruslarla Halep ve Doğu Guta’da yaptığı gibi bir anlaşma yaparak bazı tavizler karşılığında (Belki de Libya’ya ilişkin) cihatçı örgütleri terk etmeye (Onlar açısından satmaya) karar vermiş de olabilir.

Bir süredir TSK (Türk Silahlı Kuvvetleri) ve MİT tarafından İdlib’den çıkartılarak Libya’ya gönderilen ve gönderileceği söylenen cihatçı militanlara ilişkin haberler bu gelişmeyi doğrular nitelikte.

Bu meseleye ilişkin karanlıkta kalan konuları yakında nasılsa öğreniriz.

Netice olarak, 15 günün bitiminde ateşkesin sonlanmasıyla birlikte operasyonlarını hızlandıran Rus güçleri ile Şam Yönetimi İdlib’in doğusundaki Maarat el Numan kasabasına girdiler.

Böylece Türkiye’nin iki yıldır sürdürdüğü oyalama taktiğinde yolun sonuna gelindi.

Bu arada, Ankara’nın bu bölgede bulunan gözlem istasyonları da ele geçirilen bölgelerde kalmış oldu. Daha önceki operasyonlarda zaten iki tanesi ele geçirilen bölgede Suriye askerleri tarafından kuşatılmıştı. Erdoğan’ın alelacele Putin’le görüşmesi sonucunda bu istasyonların Rus güçleri tarafından korumaya alındığını da biliyoruz.

Şimdi sıra ister istemez bu istasyonların boşaltılmasına gelecek. Bu istasyonların kurulmasını sağlayan gerekçe ortadan kalktıktan sonra TSK’nın hala o topraklarda kalması zaten söz konusu olamaz.

Buna rağmen iktidar bu gerçeği çok iyi bildiği, hatta kabul ettiği halde efelenmeye devam ediyor. İktidar sözcüleri, yeri geldiğinde, “İdlib’ten asla çıkmayacaklarını” söylüyorlar.

Nitekim Milli Savunma Bakanı, Maarat el Numan’ın düşmesiyle İdlib’in doğusu Şam güçlerinin eline geçip İdlib’te iyice yolun sonu görülmesine rağmen yaptığı açıklamada, “En sert şekilde karşılık veririz” diyor.

“Gözlem ve Kontrol Noktalarımızın güvenliğini tehlikeye atacak her türlü girişime meşru müdafaa çerçevesinde en sert şekilde tereddütsüz karşılık verilecek ve mukabele edilecektir” deniliyor.

Ankara cihatçılarını alacak, ya geride kalanlar?

Başta Erdoğan olmak üzere iktidar sözcülerinin konuya ilişkin açıklamalarında Şam Yönetimi ağır bir şekilde suçlanıyor ama Şam’ın operasyonlardaki en büyük destekçisi Rusya’dan kesinlikle söz edilmiyor.

Oysa, Ankara’ya çok değişik çıkar hesaplarıyla şimdiye kadar sabır ve anlayış göstererek bu meselenin iki yıldır oyalanmasına göz yuman da, son süreçte, “Yeter” deyip operasyonları hızlandıran da Rusya…

Lavrov, “Suriye’de muhaliflerin militanlardan ayrılması için Türkiye’yle mutabakat sağladık” dediğine göre, Rusya’nın sözünden çıkması mümkün olmayan iktidar, bir anlaşmaya zorlanmış ya da bir şekilde ikna edilmiş olmalı!

Ankara, böyle bir anlaşma sonucunda ya da meseleyi yüzüne gözüne bulaştırıp mecbur kaldığı için İdlib’ten çekiliyor.

Çekilirken de kendi muhalif(!) cihatçılarını, yola gelmeyen radikal(!) cihatçılardan ayırıp iki bin dolar maaş ve vatandaşlık vaadi ile Libya’ya göndererek bu meseleden sıyrılacağını zannediyor.

Hatay sınırına doğru gelmekte olan göç dalgası ve geride kalan cihatçı militanlar ne olacak?

Lavrov ve Putin bu cihatçıların imha edilmesini tercih ediyor.

Onlar da oturup katledilmelerini bekleyecek değiller ya!

Savaşan savaşacak, gerisi hangi yoldan Suriye’ye geldilerse o yoldan kaçmaya çalışacaklar.

Bu iktidarın Türkiye’nin başına musallat ettiği İdlib belasında asıl perde bundan sonra açılacak.

O noktada ülkeyi yönetenler yine, “pardon” bile demeden, “Artık bu politikadan vazgeçiyoruz” diyerek bu meselenin de sorumluluğundan kurtulur mu?

Göreceğiz…

Kaynak: Artı Gerçek