Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi’nden 19 Aralık anması

Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi’nden 19 Aralık anması

Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi, 19-22 Aralık Katliamı’nın 19’cu yıl dönümü nedeniyle anma etkinliği düzenledi

Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi, 19-22 Aralık “Hayata Dönüş” adı verilen katliamının 19’cu yıl dönümü nedeniyle Önder Babat Kültür Merkezi’nde anma etkinliği gerçekleştirdi. Program halkların devrim mücadelesinde yaşamını yitirenler için saygı duruşu ile başladı. Ardından “19-22 Aralık Zindan Savaşları” isimli belgesel gösterimi ile devam etti.

Gösterimden sonra “Unutmadık unutturmayacağız” başlıklı panel gerçekleştirildi.

‘Faşizme Karşı Mücadele Ettik’

Panelde ilk konuşan katliam tanıklarından Vefa Serdar, devletin cezaevlerine boşuna saldırmadığını söyleyerek 19 Aralık’tan önce cezaevlerinin bir geçmişi olduğunu ifade etti. 12 Eylül süreçlerini hatırlatan Serdar, “Devlet hücre tipi cezaevini hiçbir zaman gündemden düşürmedi. ‘Ha bugün ha yarın devlet cezaevlerinde hücreler açıyor’ söylentileri hep vardı. Devletin zindanlardaki tutsakları teslim alma, yok etme, imha etme politikası her zaman vardı. Çünkü zindanlara gelen tutsakların öyle boşuna gelmediğini biliyordu. Bizler açıktan açığa faşizme karşı mücadele ettiğimizi, faşizme itiraz ettiğimizi söylüyorduk. Devlette ‘madem siz bize karşı duruyorsunuz bizde sizi alırız zindanlara atarız. Öldürebildiğimizi öldürürüz öldüremediğimizi teslim alırız’ dedi. Ama devlet zindanlardaki tutsakları teslim alamamıştır. Er ya da geç zafer devrimci tutsakların olmuştur. Her şeye rağmen ölümsüzleşen arkadaşlarımız var. Türkiye ve Kürdistan’da 1990’lı yıllarda bir düzeye ulaşmıştı. Her yerde serhildanlar vardı. Bu güç devleti korkuttu. Devlet bu serhildanlara karşı zindanlara saldırdı” dedi.

‘19 Aralık Devletin Vahşi Yüzünü Gösterdi’

Cezaevlerindeki mücadelenin sınıf mücadelesinin önemli parçalarından bir tanesi olduğunu belirten katliam tanıklarından Eyüphan Başer cezaevleri koğuş sisteminin kendileri için çok iyi bir eğitim alanı olduğunu vurguladı. 19 Aralık katliamı en başta ideolojik siyasal bir katliam olduğunun altını çizen Başer şöyle konuştu: “Kendi ideolojilerine karşı alternatif olan bir ideolojiyi yok etmek için bu katliamı yaptılar. Türkiye’deki bütün katliamlar gibi 19 Aralık katliamı da bizi güçlendiren bir katliam olmuş olması önemli. Bu katliam karşısında biz öldük bittik değil, cevap olarak mücadeleyi nasıl güçlendirebiliriz üzerinden mücadelemizi sürdürdük. 19 Aralık katliamı devletin o vahşi yüzünü en geniş kitlelere gösterdiği bir süreç aslında.”

Konuşmaların ardından panel “Serbest söyleşi” bölümünün ardından son buldu.