Tutuklunun mektubu 9 ay sonra adresine ulaştı

Tutuklunun mektubu 9 ay sonra adresine ulaştı

Tarsus 2 Nolu T Tipi Cezaevi’ndeki tutuklu Taner Sala’nın maruz kaldıkları hak ihlallerini kaleme aldığı mektubu, orjinali yerine fotokopisi çekilerek, 9 ay sonra İHD Diyarbakır Şubesi’ne gönderildi

Tarsus 2 No’lu T Tipi Cezaevi’ndeki tutuklu Taner Sala, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven’in 8 Kasım 2018’de başlattığı açlık grevi eylemine destek vererek, 20 arkadaşıyla girdikleri açlık grevinin ardından yaşanan hak ihlallerine ilişkin 6 Mart 2019’da mektup yazdı. Sala, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi’nden hukuki yardım talebinde bulunduğu mektubunu gönderilmek üzere cezaevi idaresine teslim etti. Cezaevinde aylarca bekletilen mektup, orijinal haliyle değil, fotokopisi çekilmiş şekliyle 1 Aralık’tan sonra postaya verildi. Sala’nın mektubu, 9 Aralık’ta yani mektubun yazıldığı tarihten 9 ay, 26 Mayıs’ta açlık grevi eylemlerinin sona ermesinden 7 ay sonra İHD Diyarbakır Şubesi’ne 9 Aralık’ta ulaştı. Bu durum Sala’nın mektubunda da yer verdiği iletişim ve haberleşme haklarının hiçbir gerekçe gösterilmeden cezaevi idaresince engellediği iddiasını doğruluyor.
Sala’nın girdikleri açlık grevlerinin ardından maruz kaldıkları hak ihlalleri, gardiyanların ve cezaevi yönetiminin değişen uygulamalarını anlattığı mektup şu şekilde: “Sayın insan hakları çalışanları; burada bizlere uygulanan keyfi uygulamaları dile getirmek istiyorum. Bu konu hakkında hem bir komisyon gönderirseniz hem de hukuki boyutuyla ilgilenirseniz bu keyfi ve yasal olamayan uygulamaların son bulacağı inancındayız. Şu an Tarsus 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nde 20 arkadaşla ‘Leyla Güven’in meşru talebi talebimizdir’ diyerek süresiz-dönüşümsüz açlık grevindeyiz. Sadece bizim oda olarak da 10 arkadaş açlık grevinde bulunmaktayız. Açlık grevinde olduğumuz içinde günlük iaşe bedelimiz olan limon, şeker ve tuz çok az veriliyor. Bizlere verilen limonların boyutu ceviz büyüklüğünü geçmiyor. Çoğu da çürük. Ayrıca B1 vitamin ilacı yurtdışından getirildiği için verilmiyor. Yine doktorun yazmış olduğu karbonat ve yoğurt verilmiyor.
“Muayenelerin koridorda veya revirde yapılması dayatılıyor”
Keza tansiyon ve kiloların ölçümü de koridorda veya revirde yapılması dayatılıyor. Arkadaşımız 60’ıncı gününde olduğu için hem çok halsiz hem de birçok duyarlı olduğu hastalıkları ve rahatsızlıkları gelişmiş. Örneğin sese ve ışığa çok duyarlı hale geldiğinden rahatsız oluyor. Yine unutkanlık yaşıyor, çok fazla yürüyemiyor. Örneğin sese ve ışığa çok duyarlı olduğu hale geldiğinden rahatsız oluyor. Yine unutkanlık yaşıyor, çok fazla yürüyemiyor, çok çabuk yoruluyor. Buna rağmen bizle beraber bu arkadaşı oda içinde tedavi etmeleri gerekirken ya koridorda ya da revire götürülerek yapılıyor. Bu da çok enerji kaybetmesine neden oluyor.
“Haberleşme hakkı engelleniyor”
Bununla beraber açlık grevine toplu girdiğimiz için hiçbir yasal karar bulunmamasına rağmen gazetemiz yasaklandı. ‘Veremiyoruz, savcılıktan haber bekliyoruz’ deniliyor. Bunun yanı sıra başka cezaevlerinde olan arkadaşlarımıza göndermiş olduğumuz mektupların içinde örgütsel içerikli bir kelime bile olmamasına rağmen mektuplarımıza ‘diğer cezaevinde bulunan PKK’lı teröristlere moral motivasyon verildiğinden tümüne el konulmuştur’ denilerek, yasal olan iletişim ve haberleşme hakkından mahrum bırakılıyoruz.
“Keyfi uygulamalar son bulmalı”
Öte yandan her zaman sabah sayımında hava soğuk olduğundan dolayı elimizi cebimize koymamız sorun değildi ancak grevde olduğumuzdan bu 6 Mart 2019 saat 08.00’dan itibaren ‘bir şey saklıyorsun’ kılıfıyla sorun teşkil etmeye başladı. Yani bir insan üşüdüğü için elini cebine koyuyorsa, bunun kadar normali bunun kadar insani bir şey olabilir mi? Bu şekilde provokatif yaklaşımlarda bulunarak ciddi sorunların, olayların yaşanmasına bilinçli olarak davetiye çıkartılıyor. Bizler bu keyfi ve yasal olamayan uygulamaların son bulması adına, sizlerden bu durumlarla ilgilenmenizi ve aynı şekilde insan hakları normlarına dönülmesi için hukuki boyutuyla ilgilenmenizi istiyoruz.”