Vakıf üniversitesi öğrencileri: Bizden canımızla taksit ödememiz bekleniyor

Vakıf üniversitesi öğrencileri ‘canımızla taksit ödeyemeyiz’ diyerek ödemelerin ertelenmesi talebinde bulundu. Öğrenci Sendikası üyesi üç öğrenci taleplerini Artı Gerçek’e anlattı

Vakıf üniversitesi öğrencileri, kapanan okullarda azalan giderlerin kendilerine ödeme ertelemesi hakkı olarak dönmesini talep ediyor.

Koronavirüs tedbirleri kapsamında kapanan üniversiteler online/uzaktan eğitime geçmişti. Vakıf üniversitesinde okuyan on binlerce öğrencinin ödemeleri ise halen devam ediyor. Bir yandan çalışmak zorunda olan öğrenciler, diğer yandan taksitlerini ödemeye devam ediyor. Öğrenci Sendikası geçtiğimiz günlerde yayımladığı çağrıda öğrencilerin okul ödemelerin karşılamak için çalıştıkları işlerin durmasıyla ödemelerinin zorlaştığını hatırlatarak iki talepte bulundu. Sendika, vakıf üniversitelerine üniversite çalışanlarının maaşlarının düzenli ödenmesi kaydıyla okul taksitlerinin ertelenmesi ve taksitlendirilmiş dönem ödemelerine uygulanan faizlerin iptal edilmesi çağrısında bulundu.

Öğrenciler ayrıca YÖK’e mail atarak seslerinin duyulmasını talep ediyor. Vakıf üniversitelerinde okudukları için “zengin çocuğu” gibi görünseler de onlara göre kredi ile borçla kendilerini okutan ailelerinin olduğunun altını çiziyorlar. “Büyük bir çoğunluğumuz hizmet sektöründe çalışıyor çünkü ailemize yük olmamak için okul ödemelerimizi kendimiz yapıyoruz” diyen öğrenciler, bu süreçte hem ailelerinin hem de kendilerinin ya işsiz kaldığına ya da ücretsiz izne çıkarıldığına dikkat çekerek bu mağduriyetlerinin okul yönetimleri tarafından görülmesini istiyor.

Bilgi Üniversitesi, Yeditepe ve İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden öğrenciler, böyle bir talebe neden ihtiyaç duyduklarını Artı Gerçek’e anlattı.

‘Öğrenciler ya garson ya da barmen olarak hizmet sektöründe çalışıyor’

Bilgi Üniversitesi medya-iletişim öğrencisi Ece Balekoğlu: Sosyal medya sektöründe de çalışıyorum. Süreç bizim için şöyle işledi: Okulların online eğitime geçeceği açıklandıktan sonra insanların kafasında soru işaretleri oluşmaya başladı. Sonuç olarak okul fiziki olarak çalışır halde değil. Dolayısıyla elektrik faturası ve diğer birçok hizmetin parasını ödemiyorlar. Sadece akademisyenlere ve idari personele maaş ödemeye devam ediyorlar. Ancak bizim ödemelerimizde herhangi bir değişikliğe gidilmedi. Fiziki eğitimde olduğu gibi biz online eğitimde de aynı şekilde ödemeye devam ediyoruz. Diğer bir problem de genel olarak özellikle bizim gibi okullarda öğrencilerin çoğu yarı burslu olduklarından dolayı  bu paraları çıkarabilmek için ya ailelerinden destek almak durumundalar ya da eğer çalışıyorlarsa ya garson ya da barmen olarak hizmet sektöründe çalışıyorlar. Hizmet sektörü de salgında ilk kapanan sektörlerden biri olduğu için bu sektörde çalışan öğrencilerin eline para geçmiyor. Aynı şekilde aileleri hizmet sektöründe çalışıyorsa onların da eline para geçmiyor.

‘Gitmediğimiz okulun parası aynı şekilde ödememiz adil değil’

Bizim Öğrenci Sendikası olarak talebimiz şu: Elbette siz okul olarak akademisyeninize ve idari personelinize maaş ödüyorsunuz, olması gereken bu ama sizin giderlerinizden kıstınız birçok alan da var. Az önce saydığım gibi. Biz de buralardan kısılan para bize bir ödeme ertelemesi olarak dönsün. Mümkünse bizim senenin başından bu yana ödediğimiz paranın salgından sonraki faizleri olmadan ödensin. Yapıcı bir çözüm olduğunu düşünüyoruz. Gitmediğimiz bir okulun ücretlerini aynı şekilde ödememiz çok adaletli değil. Aslında okulun giderlerinden yaptıkları bu karı öğrencilerine hizmet olarak sunmalarını bekliyoruz çünkü bizler her ne kadar özel okulda okuyan öğrenciler de olsak bir şekilde çalışıp para kazanan ve bu paralarla okulun ücretlerini zar zor ödeyen öğrencileriz. Öyle özel okulda okuyoruz diye çok zengin olduğumuz algısı oluşmasın, dediğim gibi ben dahil birçok arkadaşım hizmet sektöründe çalışıyoruz. Örneğin ben sosyal medya sektöründe çalışıyorum ve şirket bu süreçte bir şey yapmak istemiyor, öyle olunca da benim maaşımdan kesiliyor. Bizim belirli giderlerimiz devam ediyor, ev kirası gibi, fatura ödemeleri gibi. Biz de okullarımızdan bunu talep ediyoruz.

‘Hizmet sektöründe çalışan öğrencilerin bir bölümü işten atıldı, ücretsiz izne çıkarıldı’

Yeditepe Üniversitesi öğrencisi Alp Tanlası:  Normalde okullar açıkken belirli harcamaları oluyor. Bunlar bizim de bildiğimiz harcamalar aslında ve biz arkadaşlarla konuşurken birinci önceliğimiz ödemelerin tamamen durdurulması değil çünkü okulda çalışan bir yığın personel var ve bu personellerin işten atılmaması gerekiyor. Bu birinci hassasiyet konumuzdu. Türkiye’de 600 bin özel-üniversitesi öğrencisi var ve bunların büyük bir kısmının ailesi kendi bütçesinden kısarak bu okulla yolluyor. Vakıf üniversitesi öğrencilerinin durumu öyle kulağa geldiği gibi zengin değil. Evet okula mercedes ile giden öğrenciler var, durumları iyi olanlar var ancak asıl toplam o değil, emekçi ailelerin gelen büyük bir toplam var ve toplamın bir kısmı okurken kendisi çalışıyor okul ücretlerini ödeyebilmek için. Şöyle söyleyeyin; en düşük vakıf üniversitesi yemekhane ücreti 10 TL, bazı vakıf üniversitelerinde bu 20 TL’ye çıkıyor. Bununla birlikte bazı öğrenci aileleri de hizmet sektöründeki bar, restoran ve kafelerde çalışıyor ancak onlar da kapandı. Bu öğrenciler birçoğu ve ailesi ücretsiz izne çıkmak zorunda kaldı ya işten atıldı. Ortada böyle bir durum varken biz de ödemelerin ertlenmesini talep ediyoruz. Biz şunu diyoruz: İnsanlar gelirleri yokken nasıl ödesin. Yıllık faizlerin azaltılmasını talep ettik. Çünkü yıllık ödemeleirmiz takside bölündüğünde o taksitlere faiz geliyordu en azından bu faizde indirim talep ettik. Yani erteleme ve indirim gibi iki isteğimiz var.

‘Vakıf üniversitesi öğrencileri zengin çocukları değil’

İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Buse Sezen: Okula ödediğimiz dönemlik taksitlerimizin ertelenmesini ve bu taksitlere halihazırda uygulanmış olan ve ödeyemediğimiz için uygulanacak olan faizlerin iptal edilmesini talep ediyoruz. Bu iki talep de bizim için çok önemli çünkü sanılanın aksine vakıf üniversitelerinin öğrencileri “zengin çocukları” değiller. Bu üniversitelerde part time çalışarak okul taksidini ödeyen, ailesinin yediğinden içtiğinden kısarak zar zor okutmaya çalıştığı, krediler/borçlarla eğitimini tamamlamaya çalışan, okulda yemek pahalı diye evden yemeğini getirerek okuyan çok fazla arkadaşımız var. Ben de onlardan biriyim.

‘Annem temizlik personeli, babam işçi, kendim ödüyorum’

Üniversiteye başlarken İstanbul’da bir devlet üniversitesinde istediğim bölümü kazanamadım. Ama şehir dışına gitsem çok daha masraflı olacağımı düşünüp İstanbul’da kalma kararı verdim. İstediğim bölümde büyük oranda burs kazanınca da vakıf üniversitesini seçtim. Fakat ailemin beni burslu da olsa burada okutabilecek bir maddi gücü yoktu. Bu yüzden haftanın 3 günü çalışıyor, 2 günü okula gidiyorum. Annem temizlik personeli, babam işçi. 3 kardeşiz. Aileme yük olmak istemediğim için bütün masraflarımı çalışarak karşılıyorum. 1. sınıftan itibaren garsonluk, kitapçılık, çağrı merkezi elemanlığı gibi işlerde çalıştım. Son 1 senedir de bir hukuk bürosunda çalışma şansı buldum. Pandemi sürecinde benim çalışma alanım tümden son buldu. Annem ücretli, babam ücretsiz izne çıkarıldı. Geçimimizi sadece annemin geliriyle sağlamak durumundayız. Dolayısıyla okul taksidini ödediğim işime ara verilmişken tek gelirimiz olan annemin gelirini okula yatırmam demek ailemin aç kalması demek.

‘Bazı arkadaşlarımız okul taksitlerini ödemek için halen çalışıyor’

Öğrencilerin büyük kısmı hizmet sektöründe çalışıyorlar. Pandemi süreci bilindiği üzere hizmet sektörünü durma noktasına getirdi. Bu da benim yaşadığımı yaşayan, işsiz ve parasız kalan binlerce öğrenci anlamına geliyor. Öte yandan bazı arkadaşlarımız da okul taksitlerini ödeyebilmek için hala çalışıyorlar. Marketlerde, büyük gıda zincirlerinde, kargo şirketilerinde, online satış yapan depolarda işler durmadı. Büyük risk içinde, toplu taşıma kullanarak işlerine gitmeye devam ediyorlar.

‘Bizden canımızla taksit ödememizi bekliyorlar’

Pandemi sürecinde ücretli izin uygulaması olmadığı gibi iş yoğunluklarının artması da cabası. Yani bizim kampanya başlığımız dramatize edilmiş bir cümle değil, hakikaten bizden canımızla taksit ödememiz bekleniyor!