Virüsler değil kapitalizm öldürüyor… – İhsan Hacıbektaşoğlu

Bir coronavirüs yazısı da ben yazayım bari. Önüne gelen yazıyor, benim ne eksiğim var…

İlk olarak şunu söyleyeyim, nedense ben siyasilerin ve onlara bağlı bilim insanlarının Allah bir dediğine dahi inanamıyorum.

Yanlış anlaşılmasın, ortada bir virüs var. Tehlikeli olduğu da şüphe götürmez. İnanmadığım bunlar değil. İnanmadığım salgınla ilgili koparılan büyük fırtınadır.

Yahu şöyle bir hayatımıza bakalım. Hangimiz kış aylarında gripal enfeksiyon geçirmiyoruz? Hepimiz bir şekilde bu hastalığa yakalanıyoruz. Çoğunlukla da hastalığı ayakta geçiriyoruz.

Elbette ölümler de oluyor.
İlgili kurumların söylediğine göre grip nedeniyle dünya genelinde binlerce insan ölüyor. Geçen yıl bu sayı 40 bin civarıydı.

Hasılı virüsler tarih boyunca öldürdüler ve öldürmeye devam ediyorlar.

Yakın döneme bir bakalım. 1918-20 yılları arasında İspanyol gribi nedeniyle ölenlerin sayısı tahmini 100 milyona yakındı. Bu sayı dünya nüfusunun yaklaşık % 15’ine denkti.

İspanyol gribi o yıllarda Anadolu’yu da etkiledi. Bu salgın Nazım Hikmetin şiirine bile girdi. Şöyle dedi Nazım: “Biz ki İstanbul şehriyiz, Seferberliği görmüşüz: Kafkas, Galiçya, Çanakkale, Filistin, Vagon ticareti, tifüs ve İspanyol nezlesi bir de İttihatçılar, bir de uzun konçlu Alman çizmesi 914’ten 918’e kadar yedi bitirdi bizi.”

Daha yakın zamanda ise kuş gribi ve domuz gribi ile sarsıldı dünya. Virüsler hiç durmadı. Onlar evrim geçirerek yapması gerekeni yaptı.

Şimdi soru şudur; bu süreçte insanoğlu ne yaptı?

İnsanoğlu bu süreçte her şeyi paranın egemenliğine kurban etti. Kapitalizm denilen rezil sistem insanı yok saydı. Daha açıkçası insan sıfırlandı.

Bazı istatistikler vermek istiyorum. Bakınız dünyada her gün 6300 işçi iş cinayetleri sonucu yaşamını kaybediyor. Evet yanlış okumadınız her gün. Ülkemizde ise bu sayı günde 5 işçiye denk düşüyor.

Bir istatistik daha vermek istiyorum. Dünyada her gün yaklaşık 25 bin kişi açlıktan ölüyor. Biraz daha çarpıcı bir oran vereyim. Her beş saniyede bir çocuk açlıktan ölüyor.

Hadi devam edelim…

Bugün dünyada 2000 yılı verilerine göre, sadece bir dakikalık askeri harcamaya 1,9 milyon dolar ayrılıyor. Yani herhangi bir yerde 2 saatlik zamanda 230 milyon dolar silahlanmaya gidiyor. Sadece yere döşeli mayınlardan haftada 800 kişi ölüyor. 2 saatlik zaman diliminde dünyanın değişik yerlerinde 10 insan patlayan mayınla hayatını kaybediyor.

Bu rakamları ben uydurmuyorum. Birleşmiş Milletlere bağlı kurumların verdiği rakamlar bunlar.

Kapitalizm insanlığı kırıp döküyor. Büyük bir yıkıma doğru hızla gidiyoruz.

Ve aynı kapitalist efendiler bu yıkım için kıllarını dahi kıpırdatmıyor. Hatta bu rezilliği görmezden geliyor. Çünkü çok iyi biliyorlar ki onları iktidarda tutan sistemleri “sürekli üretip en yüksek karı yaratmadığı sürece” ayakta kalamaz. Durum bu olunca ne küresel ısınma, ne doğanın sınırlı kaynaklarını çılgınca yağmalamak, ne de insan bir değer taşımıyor.

Ve aynı efendiler bir virüs için ortalığı toza dumana katıyor. Samimi olduklarını nasıl düşünebiliriz.

Hadi biraz daha açalım.

Virüslerle mücadele sağlık politikalarının insan merkezli olması ile direk ilgilidir. Kapitalizm ise sağlık meselesini “paran kadar sağlık” şekline indirgemiştir. Yine çok iyi biliyoruz ki kapitalist dünya koruyucu sağlık politikasından uzaklaşmıştır. Hasta olunacak koşulları ortadan kaldırmak yerine “önce hasta ol, paran varsa tedavi olursun” anlayışı ile hareket edilmektedir.

Mesele böyle ele alınınca virüsle mücadele yolu olarak “ellerini yıka, temiz ol, maske tak” gibi yollar önerilmektedir…
Günde 1 doların altında para kazanan milyarlarca insan sağlıklı suya dahi ulaşamazken sabunu ve maskeyi nasıl bulacak merak konusudur.

Hemen eklemek isterim. Kapitalist barbarlığa karşı tüm zorlukları ile mücadele yürüten kutup yıldızı Küba sosyalist sağlık politikaları sayesinde mevcut salgından kendisini azade kılmayı başarmıştır. Çünkü Küba’da insan yaşamın merkezindedir.

Sonuç olarak şunu söylemek mümkün; virüslerden o kadar korkmayın. Korkmamız gereken kapitalist sistemin ta kendisidir. O her gün, her saat, her saniye öldürmeye devam ediyor. Çünkü o insan kanından besleniyor…