Yaşamı savunmak için sosyalizm! – Galip Yolaşan

Sovyetler Birliğinin dağılması, dünyanın daha güvensiz, daha adaletsiz bir yer olmasına sebep
oldu. İşçiler için, halklar için dünya her geçen gün daha az yaşanabilir yer haline geldi.

Komünizm korkusundan kurtulan kapitalist- emperyalist sistem, komünizm korkusuna karşı işçi sınıfına verdiği ‘rüşvetleri’ birer birer geri aldı. Kapitalizmin sosyalizasyonu denilen bu dönemde, işçi sınıfı ‘sosyal devlet’ kavramıyla tanışmıştı. Görece sağlanan sağlık güvencesi, emeklilik sistemi, kamu hizmetlerinin ücretsiz olması gibi olanaklar, sosyalist kampın dağılması ile birlikte sermaye saldırısının hedefi haline geldi.

Sosyal güvenlik rafa kalktı, emeklilik şartları hem ağırlaştı, hem de ücretler aşağı çekildi. Kamu hizmetleri önce sistemin çökertilmesi ile felce uğratıldı, arkasından özel sektör tarafından ele geçirildi. Taşeron çalıştırma yoluyla, sendikalar etkisiz hale getirildi. Köpeksiz köyde değneksiz dolaşan misali, sermaye azgın bir saldırı başlattı. Küreselleşme, neo liberal politikalar derken, yeryüzü işçi emekçiler için yaşanır olmaktan çıkıverdi.

Bugün, Covid-19 denilen virüs, insanlığın yüzüne, nasıl bir yalnızlık yaşadığını, binlerce bildirinin anlatamayacağı yalınlıkta anlatıyor. Devlet denilen mekanizmanın kimin devleti olduğunu da. Sadece Saray rejimi değil, dünyanın tüm devletleri, sermayeyi koruyan önlemler alıyor. Kâra dayalı sağlık sistemi, her ülkede hızla çöküyor. AB ülkeleri sınırları kapatıyor. Yardıma koşan, ırkçı saldırıların hedefi Çin ve sosyalizmin yürekli adası Küba oluyor.

Kapitalizm öldürür. Zira kapitalizmin ideolojisi, pragmatizmdir. “Bir şey, benim için faydalı ise yararlıdır. Yoksa canı cehenneme!” Öyleyse, işçi sağlığı; canı cehenneme. Hayat standartları; canı cehenneme. Halk sağlığı mı? Canı cehenneme. İş yerinde güvenlik önlemleri; canı cehenneme!

Savaşlar, işgaller, iç savaş nedeniyle milyonlarca insanın ölmesi, göç etmek zorunda bırakılması… hepsi daha fazla kâr için. Milyarlarca insan, açlık içinde yaşıyor. Virüs salgını sırasında öğreniyoruz ki, üç milyar insan, sadece ellerini yıkamak için gerekli su, sabun ve lavaboya ulaşamıyor. Sadece savaş ekonomisine harcanan paralarla, tüm bu sorunlar çözülebilir. Ama kapitalizm buna imkân vermez.

İnsan odaklı bir sistem olarak sosyalizm, bugün bir düş olmaktan öte, insanlık için acil bir ihtiyaç haline geliyor.

Bu her yanı yemişlerle dolu dünyada, hala korona ve benzeri sorunlar olmasının tek sebebi, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet ve mülk sahibi sınıfların devletleri aracılığıyla koruyup sürdürdüğü düzendir.

Bu düzen bize sadece yokluk, açlık, savaş ve gözyaşı vaat ediyor.

İnsanlığın kurtuluşu, sınıfsız, sömürüsüz yeni bir dünyanın kuruluşundadır.

Yaşamı savunmak için sosyalizm.

İnsanlığın kurtuluşu için sosyalizm.