Yeni Demokrat Kadın ile röportaj: “Kadınlar olarak dayanışma içinde bu yasaya karşı mücadeleyi büyütmeliyiz.”

Son dönemdeki kadın gündemlerine dair Yeni Demokrat Kadın ile röportaj yaptık.

2019 yılında 474 kadın öldürüldü. Bu sayı son 10 yılın en yüksek sayısı olarak kayda geçti. Son 10 yılda gittikçe artan kadına şiddetin sebebi sizce nedir?

Evet kadınlara dönük şiddet başta olmak üzere, kadınlara dönük çok yönlü saldırı son dönemde daha fazla artmış durumda. AKP iktidarı döneminde kadın düşmanı politikaların ayyuka çıktığını söyleyebiliriz. AKP’nin toplumun muhafazakarlaştırılması çabası, kadının sokaktan eve hapsedilmesi ile başlayan bir dizi erkek zihniyetin ürünü süreç diğer taraftan kadınların direnci ile karşılaştı.

Kadınlar, AKP’nin saldırılarına karşı direnç gösterdiğinde daha fazla saldırıya maruz kaldı, ancak sokaktaki mücadelesinden ısrar etmeye devam ediyor. Bilindiği gibi 2014’te dönemin Başbakanı  R. T. Erdoğan’ın kürtaj karşıtı söylemiyle kadın bedeni üzerindeki tahakküme karşı Türkiye’nin birçok ilinde onbinlerce kadın sokağa çıkmış ve bu saldırı dayanışma ile püskürtülmüştü.

AKP’nin iktidar olduğu son 18 yılın son 10 yılında  erkek zihniyetin saldırıları tırmanışa geçti. Ve AKP sadece dediğimiz gibi saldırmadı, kadınların kazanımlarına dönük saldırıları politikaları geliştirerek kadınları parça parça güçsüzleştirmeye çalıştı. Bu şekilde kadınların sokaktan, iş yerlerinden çekilmesini amaçlayarak bir güç olmasını, bir araya geldiğinde ortaya koyduğu dinamiği engellemeye çalıştı. Ancak saldırılar arttıkça Türkiye’de kadın hareketi, özneleri mücadele ısrarından vazgeçmedi. 

Gücünü patriyarkaya yaslayan erkeklik AKP döneminde bayram etti. Erkeklerin aldıkları iyi hal indirimleri buna en  iyi örnekler. AKP erkeklerin arkasını sıvazlayıp diğer taraftan kadınların kazanımlarına ve haklarına dönük sistemli politikalar hayata geçirirken özellikle sokaktaki kadın öznelerin gücü kırma amaçlı güçlendikleri alanları, kadın yaşam alanlarını, kadınların iradesini açığa çıkaran, özneleştiren  dernekleri, merkezleri kapattı. Eş başkanlık sistemine ve Kürdistan’daki onlarca kadın derneğinin kapatılması süreci bu saldırılara birer örnek olarak karşımızda durmakta. Bu saldırılar kadınlara dönük şiddetin artmasına elbette ki neden olmaktadır. AKP erkek zihniyetin temsilcisi ve erkekliği her alanda üretmeye, korumaya, kollamaya devam ediyor. Erkek zihniyetin ittifakı karşısında kadınların iradesi ve direnciyle birlikte mücadeleyi büyüterek erkek/devlet şiddetini engelleyebiliriz. Kadınlar tüm saldırılara inat kendi direnç noktalarıyla güç biriktirmeye devam etmekte ve kadın hareketi geri çekilmiş gibi görünsede kadınların itiraz noktaları artmış durumda. 

Son dönemlerde sıkça dile gelen 6284 ve İstanbul Sözleşmesi ile ilgili  Adalet Bakanlığı “Kadına Yönelik Şiddet Genelgesi” yayınladı. Bu konuda düşünceleriniz nelerdir? Bu genelgeyi olumlu bir adım olarak mı değerlendiriyorsunuz? Olumsuz olduğunu düşünüyorsanız sebeplerini açar mısınız?

Adalet Bakanlığı, “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’ un Uygulanması Genelgesi” dikkatleri dağıtarak aslında yeni saldırıların peşi sıra geleceğinin habercisi bizce. Bu sebeple olumlu karşılamak mümkün değil. Çünkü İstanbul Sözleşmesi ve 6284 yasayı uygulamayıp, tam tersine revize edilme adı altında kaldırılmak istendiğini görüyoruz. “Aile birlik-bütünlüğünü dağıtıyor, toplum ahlakını zedeliyor” vs. iddiaları eşliğinde kaldırılması hedeflenirken İstanbul Sözleşmesi ve 6284’ ün uygulanması için kadın örgütlerinin kampanyalar, eylemlerle çalışma yürüttüğü bir süreçte bu genelgenin yayınlanması hiç tesadüfi değil. Devlet şiddeti önlemek istese önce elindeki yasaları uygular, yetmiyorsa yeni yasa, genelge çıkarır.

Genelgenin 5. Maddesine bakarsak, “Kural olarak gizli olan soruşturma evresi ile ilgili ifade, tutanak, belge, ses ve video kaydı gibi delillerin internet ve sosyal medya gibi platformlarda paylaşılmasının önüne geçilmesi, kanuni zorunluluk nedeniyle gizli tutulan bilgilerin üçüncü kişilere verilmesinin, Türk Ceza Kanunu’nun 285’inci maddesi uyarınca ‘gizliliğin ihlali’ suçundan sorumluluk doğuracağının bilinmesi…” diyor. Bu aslında “Şiddetin gizlenmesi ve kamuoyunu harekete geçiren görüntülerin, paylaşımların engellenmesi” tehlikesini beraberinde getiriyor.  Genelge zaten 2015’te çıkarılan bir genelgenin güncellenmiş hali ve incelendiğinde kadınlar için sıkıntılı bir çok noktayı içinde barındırıyor. Dediğimiz gibi kadınların ısrarla “6284’ü ve İstanbul Sözleşmesini uygula” iradesini görmezden gelip, genelge çıkarması inandırıcı değil.

Cinsel istismar faillerine yönelik 2016’da çıkarılmak istenen affın önümüzdeki günlerde ayında meclis gündemine geleceği konuşuluyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sizce bu affın çıkarılma sebebi nedir? Buna karşı durmak için neler yapılmalıdır? 

Evet ‘af ’ ile ilgili geçtiğimiz günlerde parçası olduğumuz Kadınlar Birlikte Güçlü ile birlikte “Çocuk istismarının affı olmaz” diyerek karşı çıktık.  

Devlet böyle bir düzenlemeyi yapma gerekçesi olarak, “küçük yaşta istismar edilmiş ve evlendirilmiş kız çocuklarının, suç olan bu eylemi gerçekleştiren erkeklerin hapse girmesi sonucunda çocuklarıyla birlikte ortada kalmaları ve mağdur” olmalarını gösteriyor.  Çocukları korumakla yükümlü devletin veri dahi paylaşmadan böyle bir gerekçeyle çocuklara yönelen cinsel istismarı toplum nezdinde meşrulaştırma çabasından başka bir anlama gelmemektedir. İktidar bu ‘af’ ile kendi kitlesine verdiği sözü tutacağını taahhüt ederken, esas olarak saldırılarını kapsamlı ve birbirine bağlı bir şekilde ele aldığını göstermektedir. Şiddete karşı genelge çıkararak şiddetle mücadele ediyormuş görüntüsü veriyor,  ama İstanbul Sözleşmesini hiçe sayarak, 6284 yasasını uygulamayarak durduğu yeri göstermektedir. 

Bu yönlü bir yasa 2016 yılından sonra yeniden önümüzde getiriliyor, bu dönemde nafaka hakkına saldırı, kadınların boşanmasını engelleyen saldırılar birbirini tamamlar nitelikte. Devlet ‘baba’, kız çocuklarını koruyor görüntüsü adı altında çocuk istismarını teşvik etmektedir.

2016 yılında karşı çıktığımız gibi, bu dönemde de kadınlar olarak dayanışma içinde bu yasaya karşı mücadeleyi büyütmeliyiz. İstismar suçunu evlenme koşullu bir düzenleme ile ‘ak’lamak çocukların tekrar tekrar istismara maruz bırakılması ve şiddet dolu hayatlara mahkûm edilmesi anlamına gelmektedir. Biz bunu kabul etmiyoruz, izin vermeyeceğiz.